Pedal Sesi Bisiklet Topluluğu, şehir hatları vapurlarında bisiklet ücretsizken deniz otobüslerinde de bisiklete ekstra ücret alınmaması için imza kampanyası başlattı. İstanbul Deniz Otobüsleri (İDO) ve Ulaştırma Bakanlığı'na iletilecek olan imzalarla, "bisiklet kullanımının cezalandırılması yerine ödüllendirilmesini sağlamak" amaçlanıyor. Topluluk, deniz otobüslerinde bisiklete alınan 3 TL'lik ücretin artık alınmamasını talep ediyor. Dilekçede, "Deniz otobüslerinde aynı kilo ve boyda bavullara ücret alınmazken, çevre ve insan dostu bisiklet için ücret talep edilmesi İDO'nun 'doğa ve insan dostu' söylemiyle ters düşmektedir" denildi. Şimdiye kadar 1.586 kişinin imzasıyla destek bulan kampanyada şu noktalara da işaret ediliyor: "Bisiklet dünyadaki tek sürdürülebilir ulaşım aracıdır, aynı zamanda insan ve çevre sağlığı için son derece faydalıdır. Bisiklet şehirlerdeki ses ve hava kirliliğini azaltır, trafiği olumlu yönde etkiler, küresel ısınmayla mücadelede etkilidir ve ülkenin petrol bağımlılığını azaltarak ekonomiye katkıda bulunur." İDO: "Deniz otobüslerinde yer yok" bianet'in görüştüğü İDO Basın Müşaviri Tolga Uyar, deniz otobüslerinde bisikletten ücret alınmasını şu sözlerle savundu: "Vapur daha büyük ve geniş olduğu için bisiklete ücret ödenmiyor. Ama deniz otobüslerinin böyle bir kapasitesi yok. O nedenle valizlere nasıl yük parası alınıyorsa bisiklete de yük ücreti alınıyor. Bisiklet için vapur gibi bir alternatif var. Ama eğer olmasaydı bu konuda haklılardı. Ama bisikletçilerin ihtiyaçlarını vapurlarla gideriyoruz zaten. Deniz otobüsleri hızlı ulaşım olduğu için ekstra ücret alınıyor. Hızlı ulaşımı tercih ediyorlarsa bu parayı ödemek durumundalar. Ücret alınmamasını istiyorlarsa kanunen böyle bir talepleri olmalı." "Para verince yer buluyorlar ama" Pedal Sesi Bisiklet Topluluğu'ndan Gizem Altın Nance ise İDO'dan yapılan "Vapurlar daha geniş, deniz otobüsünün o kadar kapasitesi yok" açıklamasına "Üç TL verince yer buluyorlar hemen. Yer olmasıydı hiç almazlardı ki" sözleriyle karşı çıktı. Her gün Büyükada'dan Kabataş'a bisikletle gittiğini söyleyen Nance, "Bisikleti motosiklet gibi değerlendiriyorlar. Oysa bazı bavullar bisikletten daha bile ağırken bavullardan para alınmıyor, bisikletten alınıyor. Burada bir mantık hatası var" dedi. Ağustos sonuna kadar kampanyayı devam ettireceklerini belirten Nance, "İDO reklamlarında, arkada deniz otobüsünün olduğu bisikletli insanların fotoğraflarını kullanırken, bisikletten para alarak kendisiyle çelişiyor" diye konuştu. (BT) Kampanyaya destek için http://www.pedalsesi.com/idoya/ adresini tıklayarak imza atabilirsiniz. | |
Reklam
Propaganda etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Propaganda etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
5 Ağu 2010
İDO Ücret Almasın, Pedallar Dönsün
12 Eki 2009
Kalbini engelleme, www.engellerikaldir.com
Her şey “insan” olmakla başlar. Hepimiz aynı şekilde doğduk, aynı şekilde doyduk, çocuk olduk. Sonra büyüdük, olduk. Kadın ve erkek olduk. Yaşlı ve genç. Özgür ve tutuklu. Siyah ve beyaz. Farklı sıfatlar verildi her birimize: uzun, kısa, şişman, güzel, çirkin, “engelli” olduk. Eşit olamadık bir tek. Hani herkes eşitti hayatta?! Neden bazıları daha eşittir ki bu hayatta! Sen… Sokağa çıktığında kaç tane engelli ile karşılaşıyorsun? Karşılaştığında ne düşünüyorsun? Bir şey düşünüyor musun? Türkiye nüfusunun yüzde kaçı engelli biliyor musun? Sokakta bir engelli görmek için kaç engelin var farkında mısın? Peki onların nasıl yaşa(yama)dıklarının? Büyüdüğünde kim olursan ol, ne yaparsan yap eşit yaşamak için çalışan insanlar var burada! Her insanın birçok engeli ve bir kalbi var. Kalbini engelleme, engelleri kaldır!
Eğer sen de insan olmayı önemsiyor, “bir engel de ben olmayayım” diyorsan;
http://www.engellerikaldir.com ‘a girerek destekleyenlere kendi adını ekleyerek hassasiyetini gösterebilir, facebook grubuna tüm listeni davet edebilir, msn iletine web site adresini yazabilir, blog veya sahip olduğun mecralarda konuya yer verebilir, konu hakkında fikir ve önerilerini e-posta gönderebilir, sponsor olabileceğini düşündüğün tanıdıklarına konuyu paylaşabilirsin.
Gün gelecek, herkes önce “insan” olacak…http://www.engellerikaldir.com
Engelleri Kaldır Hareketi
www.Engellerikaldir.com
Eğer sen de insan olmayı önemsiyor, “bir engel de ben olmayayım” diyorsan;
http://www.engellerikaldir.com ‘a girerek destekleyenlere kendi adını ekleyerek hassasiyetini gösterebilir, facebook grubuna tüm listeni davet edebilir, msn iletine web site adresini yazabilir, blog veya sahip olduğun mecralarda konuya yer verebilir, konu hakkında fikir ve önerilerini e-posta gönderebilir, sponsor olabileceğini düşündüğün tanıdıklarına konuyu paylaşabilirsin.
Gün gelecek, herkes önce “insan” olacak…http://www.engellerikaldir.com
Engelleri Kaldır Hareketi
www.Engellerikaldir.com
27 Tem 2009
Modern Zamanlarda Soykırım!
Modern Zamanlarda Soykırım“Köpekleri bulundukları yerden kaldırmak veya öldürmek bir toplumun kopek fazlası problemine çözüm olamaz: sorunun kaynağı hakkında hiçbir çözüm getirmez.” – Köpek Nüfusu Yönetimi, WHO Geneva 1990 (Sayfa 74).
Soykırım: Kasıtlı ve sistematik olarak bir ırkın, politik ya da sosyal grubun yokedilmesi.
Bugün modern zamanlardaki bir soykırımdan söz edeceğiz.
Bugün odağımız ülkemizde, Türkiye’de, ırkından bağımsız bir türün tamamı üzerinde yürütülmekte olan bir soykırım. Bu tür, köpek…Her rejimin tercih ettiği bir metod oldu. Nazi Almanya’sı “Son Çözüm”ü gaz odalarında, açlıkta ölümde ve infazda buldu. Rwanda’da ise Hutu’ların seçtiği ölüm silahı uzun bıçaklarıydı. Toplu katliam ve tecavüz Balkanlar da tercih edilmişti.
Bugün, 2009’da, Türkiye’nin dört bir yanında belediyeler bir başka yöntem deniyorlar, Osmanlı’nın Hayırsız Ada’da denediğine benzer bir yöntem bu. Ülkemizde pek çok belediye sahipsiz sokak hayvanlarını metropolleri çevreleyen ormanlık alanlara atıyor. Bu alanlarda içecek bir yudum su, yiyecek bir lokma ekmek bulmak imkansız.
Bu sistematik yokediş politikasının sonuçları ekteki fotoğraflarda görülebilir. Türkiye’nin her yerinde kentlerden toplanmış, kimi zaman kısırlaştırılmış ve ardından gecenin karanlığında ıssızlığın ortasında kaderine terkedilmiş köpeklerle ağzına kadar dolu. Yüzlerce, binlerce hayvan arabasıyla gelip geçenlerin şaşkın bakışları altında açlık ve susuzluktan ölüyor.Bu fotoğraflarda gördüğünüz belediyelerin büyük çaplı ve genel bir biçimde bu ülkenin yasalarına karşı çıktığını göstermektedir. 5199 sayılı Hayvan Hakları Yasası açıkça kısırlaştırılan hayvanların alındıkları bölgeye geri bırakılmasını emrediyor. Son derece ironik ve trajik olan o ki bizzat yasaları uygulamakla görevli olanlar yasayı bu derece utanmaz bir umursamazlıkla yok sayabiliyorlar.
Bu utanç verici durum mutlaka sona ermeli ancak kendi başına son bulmasını da bekleyemeyiz. Politik güçlerin bir anda, yasal olmayan davranışlarıyla yarattıkları ekolojik katliamın farkına varıp vicdanlarını dinlemeye başlamalarını beklemek büyük saflık olur. Eko-sistemler büyük zarar görmekte, ormanlar bu keskin yoksunluğa katlanamayan hayvanların çürümekte olan bedenleriyle dolu. Bu hayvanların acısını dindirmek için savaşan pek çok insanın hayatı da bu nedenle kökünden değişmiş durumda.Ulusal medyanın ve kamuoyunun bu konu hakkında aktif bir duruş sergilemesinin; ülkemize utanç veren ve itibarını zedeleyen devasa bir yokedimle karşı karşıya olduğumuzu anlamasının zamanı geldi. Verdiği görüntü ve algılanış biçimine dair kaygıları olan Türkiye gibi bir ülkenin konunun çözümüyle yakından içtenlikle ilgilenmesi ve soruna mantık ev insanlık ışığında yaklaşması gerekiyor.
Bu gerçekleşinceye kadar modern zamanların soykırımı devam edecek… gözlerimizin önünde hem de.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
