Reklam

Kişisel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kişisel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Haz 2014

Üç harfliler ve Türkiye'nin tutsak çocukları

Bundan bir önce yazmış olduğum " Türkiye'de adam akıllı çocuk yetiştirmenin, anlamsız maliyeti! " yazım epey ilgi gördü. Ne de çok mağdur varmış meğer! Bunun üzerine, Türkiye'deki eğitim sistemi ve çocuklarımızın kaderi üzerine biraz daha eğilmeye karar verdim.

  Sınav stresine mahkum edilen çocuklarımız

Türkiye'deki eğitim sistemi, üç harfli sınavlarla doludur. Benim zamanımda, ilkokul 5 yıl okunuyordu. 5. sınıfın sonunda kolejlere veya anadolu liselerine gidebilmek için bir sınava giriyorduk. Bu sınavın adını hatırlamıyorum ama, daha 9-10 yaşlarında bir çocuğa nasıl kabuslar yaşattığını çok net hatırlıyorum. İlkokul 4. sınıfta dershaneye gitmeye veya özel ders almaya başlardık.  Kendi evlerinde özel ders veren öğretmenler vardı bolca. Sanırım o dönemlerde hocaların özel ders vermeleri yasaktı. Ders almak için gittiğim bir evde, kapı çaldığında ışıkların

19 Haz 2014

Türkiye'de adam akıllı çocuk yetiştirmenin, anlamsız maliyeti!

Bu yazıda, çocuk sahibi olmayı planlayan bir baba adayı olarak, adam akıllı çocuk yetiştirmenin maliyetini ve çocuğa sağlayacağı getiriyi hesaplamaya çalıştım. Tabloda görüleceği üzere, çocuğu anaokulu seviyesinden itibaren özel okullara göndereceğinizi varsaydım.

Soru: Özel okulda okumayan adam akıllı eğitim almaz mı?
Cevap : Elbette alabilir ama, çocuk en azından 1 veya 2 yabancı dil öğrensin diyorsanız, bu paraları bayılmak zorundasınız. Zira, devlet okullarının birçoğunun imam hatipe dönüştürüldüğü, eğitim sisteminin yap-boz tahtasına döndürüldüğü ülkemizde, maalesef devlet okullarının durumu hiç de iç açıcı değil!




5 Ağu 2010

İDO Ücret Almasın, Pedallar Dönsün



İDO Ücret Almasın, Pedallar Dönsün

Pedal Sesi Bisiklet Topluluğu, şehir hatları vapurlarında bisiklet ücretsizken deniz otobüslerinde de bisiklete ekstra ücret alınmaması için imza kampanyası başlattı. İstanbul Deniz Otobüsleri (İDO) ve Ulaştırma Bakanlığı'na iletilecek olan imzalarla, "bisiklet kullanımının cezalandırılması yerine ödüllendirilmesini sağlamak" amaçlanıyor.

Topluluk, deniz otobüslerinde bisiklete alınan 3 TL'lik ücretin artık alınmamasını talep ediyor. Dilekçede, "Deniz otobüslerinde aynı kilo ve boyda bavullara ücret alınmazken, çevre ve insan dostu bisiklet için ücret talep edilmesi İDO'nun 'doğa ve insan dostu' söylemiyle ters düşmektedir" denildi. Şimdiye kadar 1.586 kişinin imzasıyla destek bulan kampanyada şu noktalara da işaret ediliyor:

"Bisiklet dünyadaki tek sürdürülebilir ulaşım aracıdır, aynı zamanda insan ve çevre sağlığı için son derece faydalıdır. Bisiklet şehirlerdeki ses ve hava kirliliğini azaltır, trafiği olumlu yönde etkiler, küresel ısınmayla mücadelede etkilidir ve ülkenin petrol bağımlılığını azaltarak ekonomiye katkıda bulunur."

İDO: "Deniz otobüslerinde yer yok"

bianet'in görüştüğü İDO Basın Müşaviri Tolga Uyar, deniz otobüslerinde bisikletten ücret alınmasını şu sözlerle savundu:

"Vapur daha büyük ve geniş olduğu için bisiklete ücret ödenmiyor. Ama deniz otobüslerinin böyle bir kapasitesi yok. O nedenle valizlere nasıl yük parası alınıyorsa bisiklete de yük ücreti alınıyor. Bisiklet için vapur gibi bir alternatif var. Ama eğer olmasaydı bu konuda haklılardı. Ama bisikletçilerin ihtiyaçlarını vapurlarla gideriyoruz zaten. Deniz otobüsleri hızlı ulaşım olduğu için ekstra ücret alınıyor. Hızlı ulaşımı tercih ediyorlarsa bu parayı ödemek durumundalar. Ücret alınmamasını istiyorlarsa kanunen böyle bir talepleri olmalı."



"Para verince yer buluyorlar ama"

Pedal Sesi Bisiklet Topluluğu'ndan Gizem Altın Nance ise İDO'dan yapılan "Vapurlar daha geniş, deniz otobüsünün o kadar kapasitesi yok" açıklamasına "Üç TL verince yer buluyorlar hemen. Yer olmasıydı hiç almazlardı ki" sözleriyle karşı çıktı. Her gün Büyükada'dan Kabataş'a bisikletle gittiğini söyleyen Nance, "Bisikleti motosiklet gibi değerlendiriyorlar. Oysa bazı bavullar bisikletten daha bile ağırken bavullardan para alınmıyor, bisikletten alınıyor. Burada bir mantık hatası var" dedi.

Ağustos sonuna kadar kampanyayı devam ettireceklerini belirten Nance, "İDO reklamlarında, arkada deniz otobüsünün olduğu bisikletli insanların fotoğraflarını kullanırken, bisikletten para alarak kendisiyle çelişiyor" diye konuştu. (BT)

Kampanyaya destek için http://www.pedalsesi.com/idoya/ adresini tıklayarak imza atabilirsiniz.

13 Haz 2010

Dünya Kupası Programı ( Google Calendar )

Dünya Kupası 2010 maçlarını kaçırmamak için Google Calendar' ınıza ekleyebilirsiniz. Aşağıdaki linke tıklayarak sayfanın sağ altındaki butona tıklayın ve maçları Google Calendar size haber versin. Bu linkteki takvim Londra saatine göre hazırlanmış. Eğer kendi takviminizin saat dilimi ayarı doğru ise zaten otomatik olarak Türkiye saatine göre düzenleniyor. Buna dikkat etmeniz gerekiyor.




Dünya Kupası Takvimini eklemek için tıklayın;
http://www.google.com/calendar/embed?src=rp57smf89rsb1hgo09abvq1mhg%40group.calendar.google.com&ctz=Europe%2FLondon&gsessionid=MG44rx_2AiF477T_pgc8uw

2 Haz 2010

Ben askerden döndüm...

12 Aralık 2009' da Ankara Mamak Mebs Okulu' nda bağlamıştım botlarımı. Şan ve şeref dolu 156 günü tamamladıktan sonra 17 Mayıs 2010' da, vatani görevini tamamlamış olmanın haklı gururu ile İstanbul' a dönmüş bulunuyorum. Bu kadar zaman içerisinde memlekette neler oldu hiç fikrim yok. Çok şey kaçırdığıma eminim. Askerlik insana neler hissettiriyor, nasıl bir travma yaşatıyor bunu ancak yaşayan bilir. Vaktim olursa tüm bunları yazmak istiyorum.

17 Kas 2009

Askere gidiyorum 2 - Nüfus cüzdanımı yeniledim


Yaşım 33. Askere gitmek için hayli geciktim farkındayım. Ama artık gidiyorum, "vatani görevimi yerine getirerek derin bir oh çekmek istiyorum" diyerek işlemlere başladım. Askerlik şubesine gittiğim ilk gün , nüfus cüzdanımın eski olduğunu ve bununla işlem yapamayacağımı öğrendim. Nüfus cüzdanımı üzerinde T.C. Kimlik No. yazanıyla değiştirmek için önce en fiyakalısından bir vesikalık fotoğraf çektirdim. Daha sonra, muhtarlığa giderek, nüfus cüzdanı talep belgesini aldım ve soluğu Kadiköy Nüfus Müdürülüğü' nde aldım. Beklediğimden çok daha kısa bir işlem oldu. Yaklaşık 15 dakika sonra, gıcır nüfus cüzdanım elimdeydi. 4,5 TL de ödediğimi belirtmeliyim. Bu parayı ödemeyecek olsaydım devlet baba bana yine de nüfus cüzdanımı verecek miydi bilemiyorum. Artık son model bir vatandaşım. Tüm devlet dairelerinde işlemlerimi yapabilirim, çok memnunum.

33 adımda hayatınızı renklendirin!

Birden her şey çok kötü gitmeye başlar ve artık hayatınızı güzelleştirmek için çözüm bulmakta zorlandığınızı hissedersiniz. Ama endişelenmeyin. İngiliz Observer gazetesinin uzmanlara hazırlattığı reçete, sevgilinizle ilişkinizden iş hayatınıza kadar pek çok konuda renkli ve uygulanabilir çözümler sunuyor...












İlişkiler
1. Düzenli ve tutkulu bir ilişki yürütmenin en iyi yolu dönem dönem hiçbir şey yapmamaktır. Kimse birbirine acı vermeden, biraz ilişkiden uzaklaşın.
2. Uzmanların "paradoksal problem çözümü" adını verdiği yöntemi uygulayın. Örneğin, cinsel sorunlarınızı gidip bir danışmanla görüşmek yerine önce yatağınızın yerini değiştirin.
3. Evli çiftler konusunda uzman John Gottman'a kulak verin. Araştırmasına katılan çiftlerden hangilerinin üç yıl içinde boşanacağını yüzde 94'lük doğruluk payıyla bilen Gottman'a göre, kadınlar kocalarının söylediği sözlere 15 dakikalık periyotlar içinde dört ya da beş kez sinirleniyorsa, bu çiftin en geç dört yıl içinde boşanacağı anlamına geliyor.
4. Yine Gottman'a göre, eğer sevgilinizle tartışarak geçirdiğiniz vakit, onunla sorunsuz, mutlu geçirdiğiniz vaktin sadece yedide biri kadar ise, ilişkiniz iyi gidiyor demektir. Eğer sorunlarınızın yüzde altmışı "çözülemez" türdense meraklanmayın, normalsiniz.

Kültür
5. Televizyonunuzu atın! Saçma gelebilir ama eğer ömrünüzün bir yılını televizyondan uzak geçirirseniz, kendinizi çok daha iyi hissedeceksiniz. Böylece sinemaya, tiyatroya gitmek için de bol vakit bulabilirsiniz.
6. Hayatta olup bitenleri takip etmek için dünyanın dört bir yanında çıkan gazeteleri, dergileri İnternetten okuyun.
7. En az beş tane caz albümü alın. İste size küçük öneriler: Miler Davis'in "Kine of Blum," John Coltrane'in "A Lome Suareme" ya da Duke Ellington'in bir albümü.
8. Bestseller'lardan nefret etseniz de, en kısa zamanda Tolkien ile tanışın. "Yüzüklerin Efendisi" filmi geldiğinde, en azından bu konuda söyleyecek sözünüz olur.

İş
9. Kariyer seçiminizi yaparken "kapasite"niz kadar sizin için "uygun" olup olmadığını göz önünde bulundurun. En önemli on kişisel özelliğinizin listesini yapın ve sizin için neyin önemli olduğuna karar verin.
10. Zeki bir çalışkan olun. Önemli olan nasıl "çok çalıştığınız" değil, nasıl "çalıştığınız"dır. Temel ipucu: Her ne kadar güç patronunuzda olsa da, ofisteki diğer çalışanları da etkilemeye çalısın.
11. Değişikliklerden korkmayın. İş yaşamındaki değişiklikler bir dönem her şeyin yerli yerine oturması için kendinize vakit tanımanız anlamına gelir.
12. "Esnek" olun. Günümüz iş dünyası çok yönlü hizmet verebilen, birçok konuda uzmanlaşmış elemana ihtiyaç duyuyor.

Oyun
13. Arada bir de olsa spontane davranın. Eğer bir ünlüye çok uzun zamandır hayransanız, hemen ona bir e-mail gönderin. Hoşlandığınız kişiyi ilk gördüğünüz anda ona duygularınızdan bahsedin. İçinizden
mırıldandığınız şarkıyı yüksek sesle söylemeye başlayın.
14. Güzel bir şey yapın. Zahmetli ama lezzetli bir yemek, sevdiğiniz biri için bir kartpostal, kişisel İnternet sitesi... Bunlar kendinizi iyi hissettirecektir.
15. Tutkularınızı paylaşabileceğiniz insanlar bulun. Beraber saatlerce bilgisayar oyunu oynayacağınız, spor yapacağınız, satranç oynayacağınız birileri hayatınızı renklendirecektir.

Sağlık
16. Gülün. Gülmek sadece stresinizi yenmenizi sağlamakla kalmaz, kalbinizi de korur. Amerikalı ilim adamları çok gülen insanların kalp hastalıklarına karşı daha dayanıklı olduğunu söylüyor.
17. Sigarayı bırakın. Herhangi bir sağlık sorunundan muzdaripseniz, öncelikle yapmanız gereken yine sigarayı bırakmaktır. Kararlı olun.
18. Yanınızda her zaman aspirin bulundurun. Sadece baş ağrısını geçirmez, zamanı gelince hayatınızı da kurtarır. İngiliz Kalp Vakfı’nın Araştırmasına göre, kalp krizi geçiren birine verilen aspirin ölüm riskini büyük ölçüde azaltıyor.
19 Korunun. Cinsel ilişki yoluyla bulaşan hastalıklar gün geçtikçe artıyor.

Mutluluk
20. Yeni yılda olumlu düşünme gücünüzü devreye sokun. Her gün, sizi neyin rahatsız ettiğini düşünün ve o konuda çözüm üretmeye çalısın.
21. Üstünüzdeki giysiye şöyle bir bakın: Çevrenize nasıl bir mesaj veriyorsunuz? Giysilerinizde ne kadar açık renkler tercih ederseniz başkalarının enerjisini de o kadar itersiniz. Bu yüzden doktorlar beyaz giyer. Koyu renkleri tercih ederseniz, daha fazla enerji çekersiniz üstünüze ve otoriter bir havanız olur; bu yüzden polis üniformaları koyu renktir. Toplum içindeki konumunuza uygun renkte elbiseler giyin; aralara ruhunuzu ortaya çıkaracak renkler katmaktan çekinmeyin.
22. Kalp egzersizi yapın: İnsanları sevin!
23. Bütün konsantrasyonunuzu beyninizin merkezine, yani gözlerinizin tam ortasına yoğunlaştırın: Ruhun gerçek yuvasına. Bu egzersiz yoga felsefesine göre ruhsal ölümsüzlük anlamına gelen, "üçüncü öz"ünümü açacak.

Beslenme
24. Kalori hesaplarını bir kenara bırakın. Eğer kilonuzun fazla olduğuna inanıyorsanız, aşırıya kaçtığınız noktalarda kendinizi tutmaya çalısın.
25. Bir meyve sıkma makinesi alın ve uzmanlara kulak vererek haftada üç kez "kullanın!"
26. Saat başı bir bardak su için. Bu sık sık tuvalete gitme ihtiyacına yol açacak olsa da, yarım litre su enerjinize yüzde 20 enerji katar.
27. Bu seneyi "iyi uyuma yılı" seçin: Gün ortasından sonra kafeinli içeceklerden uzak durun, alkol almayın, bedeniniz iflas etmeden yatağa girin.

Zayıflama
28. Spor yaparken bulunduğunuz ortamın aromalı olmasına özen gösterin. Şaka değil; New York'ta yapılan bir araştırmaya göre, spor yaptığınız ortam nane kokuyorsa enerjiniz artıyor ve daha az zorlanıyorsunuz.
29 "48 saat kuralı"nı aklınızdan çıkarmayın. Her gün spor yapmak çok da doğru değil bazı uzmanlara göre. Ama eğer her spor seansı arasında 48 saatten fazla vakit bırakırsanız da zorlanma ihtimaliniz var.
30. Egzersiz yapmak istiyorsanız, açık havayı tercih edin diyor uzmanlar. Amerikan Egzersiz Merkezi (ACE) bu yılın en büyük spor trendinin açık havada verilecek egzersiz dersleri olacağını açıkladı.

Para
31. Ailenizi "finans gurksu" olarak görmeyin. Son araştırmalar, insanların yüzde 40'ının parayla ilgili sorunu olduğunda ailelerine danıştığını ortaya çıkardı. Ama uzmanlar bu yaklaşımın yanlış olduğu görüsünde; tabii eğer 20 yıl öncesinin önerilerini dinleme arzusunda değilseniz.
32. Eğer para konusunda eşinizle ortak hareket ediyorsanız, görüşmelere mutlaka birlikte gidin. Çünkü kadınlar can alıcı sorular sorma konusunda erkeklerden daha yetenekli.
33. İyi para kazanmak istiyorsanız, kariyerinizi seçerken özen gösterin. Warwick Üniversitesi'nin yaptığı bir araştırmaya göre hukuk ve politika eğitimi görenler ziraat fakültelerinden mezun olanlardan
yüzde 50 daha az kazanıyor.

Hiçbir şey için "BENİMDİR" deme! Sadece deki: "YANIMDADIR!" Çünkü ne "ALTIN" ne "TOPRAK" ne "YAŞAM" ne "ÖLÜM" ne "SEVGİLİ" ne de "KEDER" daima SENİN KALMAZ!!!

12 Eki 2009

Kalbini engelleme, www.engellerikaldir.com

Her şey “insan” olmakla başlar. Hepimiz aynı şekilde doğduk, aynı şekilde doyduk, çocuk olduk. Sonra büyüdük, olduk. Kadın ve erkek olduk. Yaşlı ve genç. Özgür ve tutuklu. Siyah ve beyaz. Farklı sıfatlar verildi her birimize: uzun, kısa, şişman, güzel, çirkin, “engelli” olduk. Eşit olamadık bir tek. Hani herkes eşitti hayatta?! Neden bazıları daha eşittir ki bu hayatta! Sen… Sokağa çıktığında kaç tane engelli ile karşılaşıyorsun? Karşılaştığında ne düşünüyorsun? Bir şey düşünüyor musun? Türkiye nüfusunun yüzde kaçı engelli biliyor musun? Sokakta bir engelli görmek için kaç engelin var farkında mısın? Peki onların nasıl yaşa(yama)dıklarının? Büyüdüğünde kim olursan ol, ne yaparsan yap eşit yaşamak için çalışan insanlar var burada! Her insanın birçok engeli ve bir kalbi var. Kalbini engelleme, engelleri kaldır!

Eğer sen de insan olmayı önemsiyor, “bir engel de ben olmayayım” diyorsan;

http://www.engellerikaldir.com ‘a girerek destekleyenlere kendi adını ekleyerek hassasiyetini gösterebilir, facebook grubuna tüm listeni davet edebilir, msn iletine web site adresini yazabilir, blog veya sahip olduğun mecralarda  konuya yer verebilir, konu hakkında fikir ve önerilerini e-posta gönderebilir, sponsor olabileceğini düşündüğün tanıdıklarına konuyu paylaşabilirsin.

Gün gelecek, herkes önce “insan” olacak…http://www.engellerikaldir.com

Engelleri Kaldır Hareketi
www.Engellerikaldir.com

14 Eyl 2009

Sürpriz öyle değil böyle yapılır! Bir evlilik teklifinin anatomisi..

Sürpriz doğumgünü partisi herkesin hoşuna gidecek hoş bir olay. Ben 11 Eylül doğumluyum. Yaklaşık 1 yıldır birlikte olduğum ve evlenme planları yaptığım kız arkadaşım benden habersiz bir parti ayarlamıştı 12 Eylül akşamı için. İşbirlikçi arkadaşlarım sayesinde haberim olan bu partiyi, bu aralar yapmayı planladığım evlilik teklifine nasıl dönüştürdüğümü kısaca aktarayım. :)

Yer Kadiköy' deki Viktor Levi Şarap Evi. Tarih 12.09.2009 yani doğumgünümün ertesi günü. Canım sevgilim, tüm iyi niyetiyle benden habersiz doğumgünü partisi hazırladığını zannededursun, 3 gün öncesinden hain planlarımı yapmaya başlamıştım bile :) . Benim için planlanan sürpriz doğumgünü partisini evlilik teklifiyle sonlandıracaktım. Sürprize sürprizle karşılık verecektim. Parti akşamı mekandan içeri girecek, arkadaşlarımı gördükten sonra çok şaşırmış gibi gözükecektim. Tüm planın düzgün işlemesi için en önemli detay burada gizliydi. Gecenin hemen başında, sevgilimi, sürpriz partinin benim için gerçekten sürpriz olduğuna inandıracak kadar başarılı rol yapmam gerekiyordu. Sevgilimin iş arkadaşlarıyla yemek yiyecektik aslında, yani onun hazırladığı sürpriz bunun üzerine kuruluydu.


Öncelikle evlilik teklifinin olmazsa olmazı tek taş pırlanta yüzüğü hazırlatmam gerekiyordu. Bütçemi oluşturduktan sonra, işin uzmanı olan bir arkadaşımdan yardım rica ettim. Kendisi 20 küsür senelik kapalı çarşı esnafıydı ve bu işin altından en başarılı şekilde ancak onun yardımıyla kalkabilirdim. Burada en önemli detay bütçeyi belirlemek. Tek taş almadan önce, şu kadarlık birşey alabilirim diye kendinize bir üst limit koymalısınız aksi takdirde o işin sonu yok. 9 Eylül' de siparişi verdim ve sürpriz parti günü sabahı yüzük elimdeydi. Daha sonra bilenlerin yorumlarına göre çok başarılı bir taşlı yüzük almıştım. Taş işi de ayrı bir uzmanlık konusu.


Geriye kalan, partide gelecek olan pastayı bir evlenme teklifine dönüştürmekti. Sevgilim benimle beraber mekana gideceği için, pasta işini başka bir arkadaşıma havale etmişti. Ben de bu işi kendisinden devraldım ve hain planlarımı uygulamayı sürdürdüm. Yaklaşık 25 senedir müşterisi olduğum Bostancı' daki Manolya Pastanesi' nden 2 katlı bir pasta yaptırdım. Üzerinde "Benimle evlenir misin?" yazan bu pastanın üzerine, tek taş yüzüğümüzü özenle yerleştirdik. Manolya Pastanesi ekibi bu iş için seferber oldular ve gerçekten güzel bir iş çıkardılar. Bundan sonraki tüm pasta ve çikolataları da oradan alacağım sözünü vererek ayrıldım. Pastayı ben de götüremeyeceğim için, gelecek başka bir arkadaşa bıraktım. Üzerindeki yüzüğü de bir şekilde emniyete aldıktan sonra planlar işlemeye başladı.

Saat 20:00 civarı Kadiköy' deydik. Sözde sürpriz partiyle ilgili sorular soruyordum kız arkadaşıma. "Kimler geliyor, benden bahsettin mi , gömleğim düzgün mü, saçlarım olmuş mu, yakışıklı görünmek lazım senin müdürlerine vs.." gibi, şüphe yaratmayacak cümleleri ardı adına sıralıyordum. Görünüşe göre başarılıydım. Mekanın kapısından içeri girdik, bir anda arkadaşlarımı görünce çok şaşırmış gibi yaptım. Çok abartılı bir tepki de veremezdim, bunun dozajını ayarlamak beni hayli zorladı. Ama bu aşamayı da başarıyla atlattım :) . O sırada, üzerinde yüzük olan pasta Viktor Levi'nin buzdolabına çoktan girmişti bile.

Yemekleri sipariş verdik, kadehlerimizi tokuşturduk, ve sıra yavaş yavaş pasta ve teklif aşamasına gelmeye başladı. Pasta kesilmeden önce şef bizi bahçede daha güzel bir masaya nakletti. Ve işte o an geldi. Pasta mumlarla birlikte yavaş yavaş masaya yaklaşırken beni de yoğun bir heyecan sardı. Pasta sevgilimin önüne koyulacak, ben de yüzüğü pastadan alıp, diz çökerek teklifimi yapacaktım. Planlandığı gibi pasta geldi, kız arkadaşımın önüne koyuldu. Önce kendisi anlamadı hatta " aa yanlış pasta geldi galiba dedi ":)) . Oraları heyecandan tam hatırlamıyorum ama bir şekilde yüzüğü pastanın üstünden aldım, diz çöktüm ve " benimle evlenir misin?" diye sordum. Cevap beklenildiği üzere evet oldu. Kız arkadaşımın olayı idrak etmesi biraz zaman aldı. Pasta geldikten yarım saat sonra bile bana dönüp, " nasıl yaniii yaa?" diyordu. Sürekli bana sarılıyordu. Çok heyecanlandık, çok eğlendik. Gerçekten çok keyifli ve romantik bir andı.




Sonuç olarak, aylardır üzerinde düşündüğüm evliilk teklifi safhasını başarıyla atlatmış oldum. Teklif yapmayı düşünenlere tavsiyem, bu işin kesinlikle beklenmedik bir anda yapılması gerektiği olacak. Nerede, nasıl olduğu belki çok önemli değil ama kesinlikle beklenmedik ve şaşırtıcı bir şekilde olmalı. Darısı herkesin başına, çok hoş bir mutluluk gerçekten :)) . Tüm işbirlikçi arkadaşlarıma teşekkürü bir borç bilirim.

7 Eyl 2009

Vejetaryen olmak için bazı iyi sebepler!


1. Vejetaryenler daha sağlıklı ve daha uzun ömürlüdürler.
2. Vejetaryenler daha duyarlı ve yaratıcıdır. Duygusal zekaları daha gelişmiştir.
3. Vejetaryenlerin zihinleri daha iyi çalışır.
4. Vejetaryenler daha şuurlu ve ruhsal gelişmeye açıktır.
5. Vejetaryenler daha az kilolu, çekici ve cinsel açıdan faaldir.
6. Biyolojik açıdan insan bedeni etoburluğa uygun değildir.
7. Et zor hazmedilir, ağrılık yapar, sindirim sistemi yavaşlatır, bağırsaklarda çürür ve kabız yapar.
8. Etteki toksinler insanı zehirler.
9. Etteki hormonlar insan bedenine işler.
10. Et mikrop, virüs ve kir yuvasıdır. Meyve ve sebzeler temizdir, çiğ de yenilebilir.
11. Et kanserojendir. Meyve, sebze ve otlar şifalıdır.
12. Et çabuk bozulur, pis kokar ve görüntüsü kötüdür. Meyve ve sebzeler güzel kokar ve görüntüleri hoştur.
13. Ette önemli bir gıda yoktur, sebze ve meyveler ise en önemli vitamin ve mineralleri barındırlar, yeterli miktarda protein de içerir. Fazla protein zararlıdır ve yağa dönüşür. Vejetaryenler dahi bir çok kez aşırı protein alabiliyorlar.
14. Et tatlandırmak için bekletilir, pişirilir ve sos ve baharat eklenir. Meyve, sebze ve otların bin bir tadı ve lezzeti vardır.
15. Et yeme hayvanların vahşi bir şekilde katledilmesi gerektirir. Meyve ve sebzeler doğa tarafından yenilmek için sunulmuştur. Bir meyve kopardığın zaman ağacı veya bitkisi ölmez. Yenilmek için yaratılmıştır.
16. Et pahalı bir gıdadır.
17. Hayvancılık geniş meraların hayvanlara tahsis edilmesini gerektirir. Bu alanlar tarıma tahsis edilse daha çok insanı doyurabilecek besin üretilir.
18. Hayvancılık çevre kirliliğe yol açar.
Tarih boyunca en ünlü düşünürler, filozoflar, bilim adamları ve sanatçılar vejetaryendi.
19. Dünya nüfusunun önemli bir bölümü vejetaryendir.

27 Tem 2009

Modern Zamanlarda Soykırım!

Modern Zamanlarda Soykırım

“Köpekleri bulundukları yerden kaldırmak veya öldürmek bir toplumun kopek fazlası problemine çözüm olamaz: sorunun kaynağı hakkında hiçbir çözüm getirmez.” – Köpek Nüfusu Yönetimi, WHO Geneva 1990 (Sayfa 74).

Soykırım: Kasıtlı ve sistematik olarak bir ırkın, politik ya da sosyal grubun yokedilmesi.

Bugün modern zamanlardaki bir soykırımdan söz edeceğiz.

Bugün odağımız ülkemizde, Türkiye’de, ırkından bağımsız bir türün tamamı üzerinde yürütülmekte olan bir soykırım. Bu tür, köpek…

Her rejimin tercih ettiği bir metod oldu. Nazi Almanya’sı “Son Çözüm”ü gaz odalarında, açlıkta ölümde ve infazda buldu. Rwanda’da ise Hutu’ların seçtiği ölüm silahı uzun bıçaklarıydı. Toplu katliam ve tecavüz Balkanlar da tercih edilmişti.

Bugün, 2009’da, Türkiye’nin dört bir yanında belediyeler bir başka yöntem deniyorlar, Osmanlı’nın Hayırsız Ada’da denediğine benzer bir yöntem bu. Ülkemizde pek çok belediye sahipsiz sokak hayvanlarını metropolleri çevreleyen ormanlık alanlara atıyor. Bu alanlarda içecek bir yudum su, yiyecek bir lokma ekmek bulmak imkansız.

Bu sistematik yokediş politikasının sonuçları ekteki fotoğraflarda görülebilir. Türkiye’nin her yerinde kentlerden toplanmış, kimi zaman kısırlaştırılmış ve ardından gecenin karanlığında ıssızlığın ortasında kaderine terkedilmiş köpeklerle ağzına kadar dolu. Yüzlerce, binlerce hayvan arabasıyla gelip geçenlerin şaşkın bakışları altında açlık ve susuzluktan ölüyor.

Bu fotoğraflarda gördüğünüz belediyelerin büyük çaplı ve genel bir biçimde bu ülkenin yasalarına karşı çıktığını göstermektedir. 5199 sayılı Hayvan Hakları Yasası açıkça kısırlaştırılan hayvanların alındıkları bölgeye geri bırakılmasını emrediyor. Son derece ironik ve trajik olan o ki bizzat yasaları uygulamakla görevli olanlar yasayı bu derece utanmaz bir umursamazlıkla yok sayabiliyorlar.

Bu utanç verici durum mutlaka sona ermeli ancak kendi başına son bulmasını da bekleyemeyiz. Politik güçlerin bir anda, yasal olmayan davranışlarıyla yarattıkları ekolojik katliamın farkına varıp vicdanlarını dinlemeye başlamalarını beklemek büyük saflık olur. Eko-sistemler büyük zarar görmekte, ormanlar bu keskin yoksunluğa katlanamayan hayvanların çürümekte olan bedenleriyle dolu. Bu hayvanların acısını dindirmek için savaşan pek çok insanın hayatı da bu nedenle kökünden değişmiş durumda.


Ulusal medyanın ve kamuoyunun bu konu hakkında aktif bir duruş sergilemesinin; ülkemize utanç veren ve itibarını zedeleyen devasa bir yokedimle karşı karşıya olduğumuzu anlamasının zamanı geldi. Verdiği görüntü ve algılanış biçimine dair kaygıları olan Türkiye gibi bir ülkenin konunun çözümüyle yakından içtenlikle ilgilenmesi ve soruna mantık ev insanlık ışığında yaklaşması gerekiyor.

Bu gerçekleşinceye kadar modern zamanların soykırımı devam edecek… gözlerimizin önünde hem de.