www.eticaretgazetesi.com adresinden yayınlanmakta olan ve bir süredir güncellenmeyen blogumuzu tekrardan aktif hale getirmek için, katılımcı blog yazarları arıyoruz.
Bir gelir beklentisi olmadan, yazılarınızla katkıda bulunmak istiyorsanız, hangi konularda yazabileceğinizi ve kısaca kendinizi anlatan bir yazıyı eticaretgazetesi@gmail.com adresine gönderin lütfen.
Görüşmek üzere,
Reklam
17 Nis 2014
27 Haz 2012
Motivasyonu Düşüren Yönetici Tipleri
Araştırmalara göre yöneticisinden memnun olanların sayısı memnun olmayanların sayısından açık ara yüksek. Kariyerinize kötü yöneticilerle yol alarak başladıysanız ve başarılı yöneticilerle hiç çalışmadıysanız, öğrenme şansınız genelde “ne yapılmaması” yönünde olur. Bir de durumun diğer yüzü var. Kariyeriniz boyunca hep başarılı liderlerle çalışıp günün birinde motivasyonunuzu her gün yerle bir eden bir yöneticiye denk gelirseniz, dengeniz kuşkusuz şaşacaktır.
İşte size çalışan motivasyonunu öldüren yöneticilerin 7 nörotik davranışı:
Nörotik davranış sergileyen yöneticilerle başa çıkmak büyük enerji ve çaba gerektirir. İster istemez belli bir dönem karşınızdaki yöneticinin tutarsızlıkları yanlış yapmanıza etken olur.
Nörotik yöneticinin tarzı sizde kızgınlık, çaresizlik, güvensizlik yaratacağı gibi sizi depresyona dahi sürükleyebilir. Bu tür yöneticiler etraflarını da nörotik davranışa sürüklediğinden kurum kültürünü de negatif yönde etkilerler.
Yöneticinizin nörotik davranışlarına maruz kalıyorsanız, stres seviyenizin yükseldiği ve iş tatmininizin düştüğünü farkedersiniz.
Nörotik davranış, güç, iktidar ve bağımsızlık kazanmak uğruna sergilenen davranışlardır. Nörotik davranan yönetici anksiyete, obsesif düşünceler ve kompulsif hareket gösterir.
Nörotik yönetici düşünce sistemi ve algılamasında, duygularını yaşayış şeklinde sorun yaşar: karşı tarafı anlamakta, kendi duygu ve korkularını farketmekte yetersizdir.
7 Nörotik Yönetici Davranışı:
Yönetim Stili Çalışana Karşı Tutumu Beklentisi
1.Patlayıcı Tutarsız Benim istediğimi yapmak zorundasın
2.Pasif Agresif Benim istediğimi yapmak zorundasın
3.Rahatsız Edici Ben üstünüm Yaptığın iş yeterli değil
4.Narsistik Ben senden iyiyim Yapılan iş yöneticiye değer kazandırmalı
5.Endişeli Sürekli kendi alanını koruyan Oldukça temkinli
6.Kompulsif Yol vermeyen Tekrar tekrar aynı algıları öne süren
7.Kışkırtıcı Patavatsız Ciddiyetsiz
Yazan : Fatmanur Erdoğan / yenibiris.com
7 Nörotik Yönetici Davranışı:
Yönetim Stili Çalışana Karşı Tutumu Beklentisi
1.Patlayıcı Tutarsız Benim istediğimi yapmak zorundasın
2.Pasif Agresif Benim istediğimi yapmak zorundasın
3.Rahatsız Edici Ben üstünüm Yaptığın iş yeterli değil
4.Narsistik Ben senden iyiyim Yapılan iş yöneticiye değer kazandırmalı
5.Endişeli Sürekli kendi alanını koruyan Oldukça temkinli
6.Kompulsif Yol vermeyen Tekrar tekrar aynı algıları öne süren
7.Kışkırtıcı Patavatsız Ciddiyetsiz
1.Patlayıcı Tutarsız Benim istediğimi yapmak zorundasın
2.Pasif Agresif Benim istediğimi yapmak zorundasın
3.Rahatsız Edici Ben üstünüm Yaptığın iş yeterli değil
4.Narsistik Ben senden iyiyim Yapılan iş yöneticiye değer kazandırmalı
5.Endişeli Sürekli kendi alanını koruyan Oldukça temkinli
6.Kompulsif Yol vermeyen Tekrar tekrar aynı algıları öne süren
7.Kışkırtıcı Patavatsız Ciddiyetsiz
13 Nis 2012
Bir köpeğin heykeli dikilir mi ?
Bir köpeğin heykeli dikilir mi ? Japonlar diker ama biz yapamayız...
-------------------------- -------------------------- --------
Heykeli dikilen bir köpeğin hikâyesi
Taksim The Marmara'nın önüne sokak köpeği Ebru'nun heykeli dikilsin önerime müstehzi gülüşler atan okurlar, “bu kadar önemli işin arasında o mu kaldı” diyenler oldu.
Öyleyse ben onlara heykeli dikilen bir Japon köpeğinin hikâyesini anlatayım bugün...
1924 yılında Tokyo Üniversitesi'nde görev yapan Japon profesör Hidesaburo Ueno, küçük bir köpek yavrusu edindi kendine.
Profesör Ueno, Japonca'da ‘sekiz tane' anlamına gelen Hachiko adını koydu köpeğine...
Beraberliklerinin sadece bir yıl süreceğini bilmiyordu. Ama o bir yılda dünya tarihine geçecek, kitaplara, filmlere konu olacak bir ilişki yaşadılar.
Safkan Akita cinsi beyaz bir erkek köpek olan Hachiko, her sabah üniversiteye gitmek için evden metroya yürüyen sahibine eşlik etti...
Metronun dış kapısına kadar getirdiği sahibini uğurladıktan sonra da eve döndü.
Çok geçmeden bir akşam üniversite dönüşünde metronun çıkışında Hachiko'yu kendisini beklerken gördü profesör ve çok şaşırdı.
Bu akıllı köpek sahibinin akşam eve dönüş saatlerini hesaplayarak ve aynı yolu kullanacağını düşünerek metronun önüne gitmişti.
Ondan sonraki bir yıl boyunca her sabah sahibini metroya kadar götürdü, her akşam iş çıkışında da metronun önünde karşıladı Hachiko...
Hiç saatini şaşırmadı...
Ama bir akşam metrodan çıkmadı profesör, gözleri metronun kapısında gece boyunca bekledi Hachiko.
Bir sonraki akşam yine yoktu profesör...
Üçüncü akşam metrodan yine çıkmadı...
Dördüncü, beşinci akşam yok yok...
Üniversitede kalp krizi geçirip ölmüştü profesör.
Hachiko her akşam sahibim metrodan çıkacak diye inatla bekledi.
Haftalar, aylar boyunca her akşam Tokyo metrosunun Shibuya istasyonun kapısına gitti...
Tam 10 yıl boyunca...
12 yaşındayken metronun kapısında öldü Hachiko...
Bugün Tokyo'ya gidenler Shibuya istasyonun kapısında yukarıda fotoğrafını gördüğünüz heykelle karşılaşır.
ışte o Hachiko'dur...
Japonlar, sadakat ve insan-hayvan ilişkisinin sembolü olarak ölümünden hemen sonra diktiler bu heykeli...
ıkinci Dünya Savaşı'ndan sonra da unutmadılar Hachiko'yu ve 1948'de yeni heykel yaptılar.
Bugün Shibuya istasyonun o kapısı Hachiko çıkışı olarak biliniyor ve Tokyo'nun en önemli buluşma merkezlerinden biri.
Her yıl Hachiko'nun ölüm yıldönümü olan 8 Nisan'da da bütün hayvanseverler heykelin önünde buluşuyorlar.
Bizim Ebru'muzun niye bir heykeli olmasın? Neden biz her yıl 2 Haziran'ı hayvanseverliğin hatırlanacağı bir güne dönüştürmeyelim?..
Hayvanseverler Ebru'yu öldürdüler diye yaygara yapacaklarına bununla uğraşsınlar.
Hachiko'nun filminde Richard Gere oynuyor...
“Köpek heykeli mi” diye burun kıvıranlara bir haber daha vereyim. Hachiko'nun hikâyesi 1987 yapımı bir Japon filmine konu oldu.
Bizde Japon Filmleri Festivali'nde gösterilmişti.
şimdi o filmin Hollywood versiyonu çekildi ve bitti.
Hachiko'nun sahibi profesörü canlandıran da Richard Gere...
Fragmanlarını izledim, gözyaşları içinde izleyeceğiz filmi herhalde...
Bu yıl içinde vizyona girecek.
70 yıl önce yaşanmış bir köpek hikayesinin ve heykelinin nerelere dönüştüğünü görüyor musunuz?
Kültür dediğiniz şey böyle oluşuyor işte, bir köpeğe bile sahip çıkarak...
Cengiz Semercioğlu - 5 Haziran 2009 Hürriyet.
Filmin fragmanı da buradan izlenebilir...
--------------------------
Heykeli dikilen bir köpeğin hikâyesi
Taksim The Marmara'nın önüne sokak köpeği Ebru'nun heykeli dikilsin önerime müstehzi gülüşler atan okurlar, “bu kadar önemli işin arasında o mu kaldı” diyenler oldu.
Öyleyse ben onlara heykeli dikilen bir Japon köpeğinin hikâyesini anlatayım bugün...
1924 yılında Tokyo Üniversitesi'nde görev yapan Japon profesör Hidesaburo Ueno, küçük bir köpek yavrusu edindi kendine.
Profesör Ueno, Japonca'da ‘sekiz tane' anlamına gelen Hachiko adını koydu köpeğine...
Beraberliklerinin sadece bir yıl süreceğini bilmiyordu. Ama o bir yılda dünya tarihine geçecek, kitaplara, filmlere konu olacak bir ilişki yaşadılar.
Safkan Akita cinsi beyaz bir erkek köpek olan Hachiko, her sabah üniversiteye gitmek için evden metroya yürüyen sahibine eşlik etti...
Metronun dış kapısına kadar getirdiği sahibini uğurladıktan sonra da eve döndü.
Çok geçmeden bir akşam üniversite dönüşünde metronun çıkışında Hachiko'yu kendisini beklerken gördü profesör ve çok şaşırdı.
Bu akıllı köpek sahibinin akşam eve dönüş saatlerini hesaplayarak ve aynı yolu kullanacağını düşünerek metronun önüne gitmişti.
Ondan sonraki bir yıl boyunca her sabah sahibini metroya kadar götürdü, her akşam iş çıkışında da metronun önünde karşıladı Hachiko...
Hiç saatini şaşırmadı...
Ama bir akşam metrodan çıkmadı profesör, gözleri metronun kapısında gece boyunca bekledi Hachiko.
Bir sonraki akşam yine yoktu profesör...
Üçüncü akşam metrodan yine çıkmadı...
Dördüncü, beşinci akşam yok yok...
Üniversitede kalp krizi geçirip ölmüştü profesör.
Hachiko her akşam sahibim metrodan çıkacak diye inatla bekledi.
Haftalar, aylar boyunca her akşam Tokyo metrosunun Shibuya istasyonun kapısına gitti...
Tam 10 yıl boyunca...
12 yaşındayken metronun kapısında öldü Hachiko...
Bugün Tokyo'ya gidenler Shibuya istasyonun kapısında yukarıda fotoğrafını gördüğünüz heykelle karşılaşır.
ışte o Hachiko'dur...
Japonlar, sadakat ve insan-hayvan ilişkisinin sembolü olarak ölümünden hemen sonra diktiler bu heykeli...
ıkinci Dünya Savaşı'ndan sonra da unutmadılar Hachiko'yu ve 1948'de yeni heykel yaptılar.
Bugün Shibuya istasyonun o kapısı Hachiko çıkışı olarak biliniyor ve Tokyo'nun en önemli buluşma merkezlerinden biri.
Her yıl Hachiko'nun ölüm yıldönümü olan 8 Nisan'da da bütün hayvanseverler heykelin önünde buluşuyorlar.
Bizim Ebru'muzun niye bir heykeli olmasın? Neden biz her yıl 2 Haziran'ı hayvanseverliğin hatırlanacağı bir güne dönüştürmeyelim?..
Hayvanseverler Ebru'yu öldürdüler diye yaygara yapacaklarına bununla uğraşsınlar.
Hachiko'nun filminde Richard Gere oynuyor...
“Köpek heykeli mi” diye burun kıvıranlara bir haber daha vereyim. Hachiko'nun hikâyesi 1987 yapımı bir Japon filmine konu oldu.
Bizde Japon Filmleri Festivali'nde gösterilmişti.
şimdi o filmin Hollywood versiyonu çekildi ve bitti.
Hachiko'nun sahibi profesörü canlandıran da Richard Gere...
Fragmanlarını izledim, gözyaşları içinde izleyeceğiz filmi herhalde...
Bu yıl içinde vizyona girecek.
70 yıl önce yaşanmış bir köpek hikayesinin ve heykelinin nerelere dönüştüğünü görüyor musunuz?
Kültür dediğiniz şey böyle oluşuyor işte, bir köpeğe bile sahip çıkarak...
Cengiz Semercioğlu - 5 Haziran 2009 Hürriyet.
Filmin fragmanı da buradan izlenebilir...
4 Nis 2012
Mobbing'in Yaşanmadığı Bir Kurum Kültürü Yaratmak
Mobbing
İşyerinde diğer çalışanlar veya işverenler tarafından tekrarlanan saldırılar şeklinde:
İşyerinde diğer çalışanlar veya işverenler tarafından tekrarlanan saldırılar şeklinde:
- Psikolojik şiddet
- Baskı
- Kuşatma,
- Yıldırma,
- Duygusal taciz,
- Rahatsız etme,
- Sıkıntı verme
Kötü olan kazanıyor (mu)
İşyerinde duygusal tacize uğrayan her üç kişiden biri işten ayrılıyor
Üçte biri ise haksız yere işten atılıyor
Bu olayların %13’ünde zorbalık yapanlar ya tayinle ya da iş akdi bozularak cezalandırılıyorlar
Zorbaların %81’i patron
Sert yönetici ile duygusal tecavüzcü ayrımı çok zor
“Çalışanların çoğunluğu, bu davranışları yöneticilerinden gördükleri zaman ses çıkartmıyorlar.
Top 10 “duygusal taciz”
İşyerinde duygusal tacize uğrayan her üç kişiden biri işten ayrılıyor
Üçte biri ise haksız yere işten atılıyor
Bu olayların %13’ünde zorbalık yapanlar ya tayinle ya da iş akdi bozularak cezalandırılıyorlar
Zorbaların %81’i patron
Sert yönetici ile duygusal tecavüzcü ayrımı çok zor
“Çalışanların çoğunluğu, bu davranışları yöneticilerinden gördükleri zaman ses çıkartmıyorlar.
Top 10 “duygusal taciz”
- Aslında olmayan hataları bulup çıkartma
- Sözle olmayan (ters bakış gibi beden diliyle) taciz
- Toplantılarda fikirleri aşağılama. “Çok saçma!”
- İzole etme, uzaklaşma, uzaklaştırma
- Duygu ve ruh halinde iniş-çıkışlar
- Kendisinin bile uymadığı saçma ve katı kurallar koyma
- Başarılı işleri açıkça yok sayma
- Sürekli olarak ve sertçe hedefler konusunda eleştirme
- Dedikodu yapma, yaptırma
- Taciz ettiği kişiye karşı diğerlerini örgütleme
“Artık kendimden şüphe etmeye başlamıştım”
Türk Atasözü
Adamı delirtir dama çıkarırlar, sonra deli dama çıktı diye bütün köyü başına toplarlar.
Mobbing Türleri
Türk Atasözü
Adamı delirtir dama çıkarırlar, sonra deli dama çıktı diye bütün köyü başına toplarlar.
Mobbing Türleri
- Kendini göstermeyi iletişim oluşumunu etkilemek (yönetici tarafından sözün kesilmesi, azarlanma, sürekli eleştiri...)
- Sosyal ilişkilere saldırılar (çevredeki insanların mağdur ile konuşmaması, orada yokmuş gibi davranılması)
- İtibara yönelik saldırılar (Arkadan kötü konuşma, asılsız söylentilerin ortada dolaşması, mağduru gülünç durumlara düşürme...)
- Kişinin yaşam standardına ve mesleki durumuna saldırılar (Verilen işlerin geri alınması, sürekli işin değiştirilmesi, anlamsız işlerin verilmesi...)
- Kişinin sağlığına yönelik doğrudan saldırılar (Fiziksel olarak ağır işlerin verilmesi, fiziksel şiddet tehditleri, fiziksel zarar, doğrudan cinsel taciz...)
Mobbingin Nedenleri
- Sınırlı kaynaklar (bütçe, terfi olanakları),
- Faaliyetlerin farklılığı (iç müşteriyi dikkate almama, iç müşteri memnuniyetsizliği),
- İletişim problemleri (bilgi akışındaki gecikmeler, filtrelemeler, yanlış anlamalar, açık olmayan mesajlar vb…)
- Algılama farklılıkları (amaç farklılıkları, değer yargısı farklılıkları ve zaman algısındaki farklılıklar),
- Yönetim alanı ile ilgili belirsizlik (iş ve görev tanımları ile ilgili belirsizlikler),
- Personel seçim sistemi,
- Performans değerlendirme sistemi,
- Bireyler arası acımasız rekabet,
- Kapalı kapı politikaları,
- Psikolojik kontratların ihlali,
- Yetersiz liderlik,
- Küçülme / el değiştirme
- Yönetimin mükemmellik arayışı
- Etik değerlerin kaybolması
- İş yerindeki monotonluk
Mobbingi Örgütsel Açıdan Önleme Yolları
- Mobbing ile ilgili işyerinde farkındalık yaratmak, mağdur ve zorbanın her zaman farkedileceğini hissettirmek
- İş ve görev tanımlarındaki belirsizliklerin giderilmesi
- İşe alım süreçlerinde adayların kişilik özelliklerine ve psikolojik yapısına da önem verilmesi
- Şikayet ve performans değerlendirme sisteminin sağlıklı çalıştırılması
- Çalışan destek programının oluşturulması
- Çalışanların birbirleri ile daha derinlemesine tanışmalarını sağlayacak faaliyetlerin planlanması
- Paylaşılan kurumsal vizyon, misyon ve değerlerin oluşturulması
- Örgüt ikliminin ılımanlaştırılması ve insancıllaştırılması
- Açık yönetim politikalarının oluşturulması
- Çalışan – işveren arasındaki psikolojik kontratların anlaşılması ve bunlara özen gösterilmesi
- Kişiler ya da birimler arasındaki herhangi bir çatışma ya da anlaşmazlık durumlarına örgütsel duyarlılık gösterilmesi
- İş yerinde eğlenceli ve keyifli ortam yaratılması (Fun@Work)
- Örgütün toplumsal imajının yükseltilmesi (itibar yönetimi)
- Örgüt içi bilişsel çarpıtmalara duyarlılık gösterilmesi
Yararlanılan Kaynaklar:
Dr. Vedat Laçiner, Turkish Weekly
Çobanoğlu, Şaban: Mobbing/İşyerinde Duygusal Saldırı ve Mücadele Yöntemleri, Timaş Yayınları, Yayın Yılı: 2005; İthal, 256 sayfa, ISBN:9752633544.
Davenport, Noa/ Schwartz, Ruth Distler/ Elliott, Gail Pursell (Çev.: Osman Cem Önertoy): Mobbing, İşyerinde Duygusal
Taciz, Sistem Yayıncılık, Yayın Yılı: 2003; 182 S., ISBN:9753222491
Tınaz, Pınar: İşyerinde Psikolojik Taciz (Mobbing), İstanbul: Beta Yayınları, 2006. XXII, 199 S., ISBN:975-295-537-1.
Milliyet, İdil Türkmenoğlu
Prof. Dr. Üstün Dökmen, Seminer Notları
6 Mar 2012
Barınak...
BARINAĞIN kapısı açılıp da birileri içeri girdiğinde, evlerden atılmış köpekler "Beni almaya geldiler" diye sevinç çığlıkları atarlar. Ön patilerini tellere dayayıp "burdayım" der gibi bağırırlar.
Oyuncu küçük köpekler, o evlerde öğrendikleri takla atma, el verme gibi numaralarını yapmaya başlarlar. Hepsinin gözü kapıdan içeri girenlerdedir.
Kimisi, "O gelenler bizimkiler, seninkiler değil..." dercesine yanındaki köpeği pataklar.
Bir sevinç fırtınası eser barınakta.
Kimisi kapatıldığı tel kafesin kapısına kadar koşup koşup döner. Kendilerini almaya geleni görmek için çırpınırlar, irili ufaklı köpekler, sevinç çığlıkları birbirine karışır. Ama kimse gelip onları oradan almaz.
Gelenler gittiğinde, arkalarından son bir kez bakıp, hüzünle tellerin arkasındaki köşelerine çekilirler.
Böyledir belediyelerin köpek barınakları.
Oradakiler, insanlara biyolojik olarak en yakın, bir büyümeyen çocuk zekasına sahip canlılardır. Bizlere bağlanırlar, severler, özlerler, üzülürler, ağlarlar... Bunu insanoğlu anlamak istemez…
Bölgenizde bir barınak varsa, gidip bakın... Bir ölüm kampı gibidir çoğu.
Aklı, sevgisi, duyguları olan canlıları toplayıp tellerin arkasına kapatmak, onlara yardım için değil, onları sevmeyenlere ve istemeyenlere hizmet içindir. Gözleri barınağın kapısında öyle beklerler onlar. Bir gelen olduğunda sevinç çığlıkları atılır, küçük kaniş takla numarasını yapar, seter durduğu yerde zıplar, kangal kırması çıkış kapısına doğru koşup koşup döner. Ama onlar insanoğlunun merhametsizliğinin farkında değillerdir.
Bir gece o kapıdan canavar girer içeriye, insan kılığında... ( Bekir ÇOŞKUN / 2007)
Oyuncu küçük köpekler, o evlerde öğrendikleri takla atma, el verme gibi numaralarını yapmaya başlarlar. Hepsinin gözü kapıdan içeri girenlerdedir.
Kimisi, "O gelenler bizimkiler, seninkiler değil..." dercesine yanındaki köpeği pataklar.
Bir sevinç fırtınası eser barınakta.
Kimisi kapatıldığı tel kafesin kapısına kadar koşup koşup döner. Kendilerini almaya geleni görmek için çırpınırlar, irili ufaklı köpekler, sevinç çığlıkları birbirine karışır. Ama kimse gelip onları oradan almaz.
Gelenler gittiğinde, arkalarından son bir kez bakıp, hüzünle tellerin arkasındaki köşelerine çekilirler.
Böyledir belediyelerin köpek barınakları.
Oradakiler, insanlara biyolojik olarak en yakın, bir büyümeyen çocuk zekasına sahip canlılardır. Bizlere bağlanırlar, severler, özlerler, üzülürler, ağlarlar... Bunu insanoğlu anlamak istemez…
Bölgenizde bir barınak varsa, gidip bakın... Bir ölüm kampı gibidir çoğu.
Aklı, sevgisi, duyguları olan canlıları toplayıp tellerin arkasına kapatmak, onlara yardım için değil, onları sevmeyenlere ve istemeyenlere hizmet içindir. Gözleri barınağın kapısında öyle beklerler onlar. Bir gelen olduğunda sevinç çığlıkları atılır, küçük kaniş takla numarasını yapar, seter durduğu yerde zıplar, kangal kırması çıkış kapısına doğru koşup koşup döner. Ama onlar insanoğlunun merhametsizliğinin farkında değillerdir.
Bir gece o kapıdan canavar girer içeriye, insan kılığında... ( Bekir ÇOŞKUN / 2007)
28 Eyl 2011
5 Ağu 2010
İDO Ücret Almasın, Pedallar Dönsün
Pedal Sesi Bisiklet Topluluğu, şehir hatları vapurlarında bisiklet ücretsizken deniz otobüslerinde de bisiklete ekstra ücret alınmaması için imza kampanyası başlattı. İstanbul Deniz Otobüsleri (İDO) ve Ulaştırma Bakanlığı'na iletilecek olan imzalarla, "bisiklet kullanımının cezalandırılması yerine ödüllendirilmesini sağlamak" amaçlanıyor. Topluluk, deniz otobüslerinde bisiklete alınan 3 TL'lik ücretin artık alınmamasını talep ediyor. Dilekçede, "Deniz otobüslerinde aynı kilo ve boyda bavullara ücret alınmazken, çevre ve insan dostu bisiklet için ücret talep edilmesi İDO'nun 'doğa ve insan dostu' söylemiyle ters düşmektedir" denildi. Şimdiye kadar 1.586 kişinin imzasıyla destek bulan kampanyada şu noktalara da işaret ediliyor: "Bisiklet dünyadaki tek sürdürülebilir ulaşım aracıdır, aynı zamanda insan ve çevre sağlığı için son derece faydalıdır. Bisiklet şehirlerdeki ses ve hava kirliliğini azaltır, trafiği olumlu yönde etkiler, küresel ısınmayla mücadelede etkilidir ve ülkenin petrol bağımlılığını azaltarak ekonomiye katkıda bulunur." İDO: "Deniz otobüslerinde yer yok" bianet'in görüştüğü İDO Basın Müşaviri Tolga Uyar, deniz otobüslerinde bisikletten ücret alınmasını şu sözlerle savundu: "Vapur daha büyük ve geniş olduğu için bisiklete ücret ödenmiyor. Ama deniz otobüslerinin böyle bir kapasitesi yok. O nedenle valizlere nasıl yük parası alınıyorsa bisiklete de yük ücreti alınıyor. Bisiklet için vapur gibi bir alternatif var. Ama eğer olmasaydı bu konuda haklılardı. Ama bisikletçilerin ihtiyaçlarını vapurlarla gideriyoruz zaten. Deniz otobüsleri hızlı ulaşım olduğu için ekstra ücret alınıyor. Hızlı ulaşımı tercih ediyorlarsa bu parayı ödemek durumundalar. Ücret alınmamasını istiyorlarsa kanunen böyle bir talepleri olmalı." "Para verince yer buluyorlar ama" Pedal Sesi Bisiklet Topluluğu'ndan Gizem Altın Nance ise İDO'dan yapılan "Vapurlar daha geniş, deniz otobüsünün o kadar kapasitesi yok" açıklamasına "Üç TL verince yer buluyorlar hemen. Yer olmasıydı hiç almazlardı ki" sözleriyle karşı çıktı. Her gün Büyükada'dan Kabataş'a bisikletle gittiğini söyleyen Nance, "Bisikleti motosiklet gibi değerlendiriyorlar. Oysa bazı bavullar bisikletten daha bile ağırken bavullardan para alınmıyor, bisikletten alınıyor. Burada bir mantık hatası var" dedi. Ağustos sonuna kadar kampanyayı devam ettireceklerini belirten Nance, "İDO reklamlarında, arkada deniz otobüsünün olduğu bisikletli insanların fotoğraflarını kullanırken, bisikletten para alarak kendisiyle çelişiyor" diye konuştu. (BT) Kampanyaya destek için http://www.pedalsesi.com/idoya/ adresini tıklayarak imza atabilirsiniz. | |
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


