Reklam

6 Ağu 2009

Sen sosyal medya maymunu!

Sosyal medya sosyal medya! Ne çok duyar olduk son zamanlarda. Pazarlama faaliyetlerinde de önemli bir rol alan bu sosyal medya dedikleri şey, başkaları için faydalı olacağını düşündüğünüz şeyleri, bazı web tabanlı araçlar sayesinde arkadaşlarınızla/takipçilerinizle paylaşmak/haberdar etmek temeline oturan bir haberleşme ağı diye tanımlanabilir. Birçok kazanım elde edebileceğiniz bu sosyal medyanın en popüler araçları arasında FriendFeed, Twitter,Facebook,Flickr sayılabilir. Farklı konseptlerde paylaşımların yaşandığı (iş ilişkileri,fotoğraf,müzik vb. ) sosyal ağlar olduğu kadar, suistimale açık , sınırsız paylaşım sunan araçlar da var. Ben bu yazımda üyesi olduğum FriendFeed' i bok çukuruna çeviren embesillerden bahsetmek istiyorum.

FriendFeed' in hakkında bölümünde şunlar yazıyor;

FriendFeed, arkadaşlarla çevrimiçi paylaşımı kolaylaştıran bir hizmettir. Arkadaşlar arasında bilgi edinmek ve görüş alışverişinde bulunmak için eğlenceli ve interaktif bir yol sunar.
FriendFeed'e kaydol, birkaç arkadaşını davet et ve fotoğraflardan ilginç bağlantılara, videolardan sadece sana gönderilmiş iletilere — arkadaşlarının paylaştıkları içeriğin oluşturduğu sana özel bir Feed'e anında sahip ol. Arkadaşların da senin paylaştığın güzelliklerle dolu kendi özel Feed'lerine sahip olsunlar.
Aslına bakarsanız, kullanmayı becerebilen insanlar için son derece faydalı bir araç FriendFeed. Ancak insan olmanın, sadece kendi karnını ve egosunu şişirmek sanan bir dolu akılsız ve saygısızın istilasına uğramış durumda bu güzelim site. FriendFeed, tanımında yazan "arkadaşların da senin paylaştığın güzelliklerle dolu kendi özel Feed'lerine sahip olsunlar." cümlesini anlayamayan, vur dendiğinde öldüren, yağı bol bulunca götüne başına süren cinsten insan bozmaları yüzünden bolca bilgi kirliliğinin yaşandığı bir yer haline geldi . "Tostumu yedim bekliyorum, kıçım ağrıyo masaj yapsanıza, saçım yeşil nasıl olmuş, şuraya tıkla ben şunu kazanayım, karnım aç beni doyurun" gibi, paylaşım adına hiçbir amaca hizmet etmeyen post larla beynimizi düdükleyen bu insanlara nefret kusmak ve onları lanetlemek istiyorum. Ne de çok varlar inanamazsınız, bloklaya bloklaya bir hal oldum. Her taşın altında bir şekilde çıkıyorlar ve sinirimi bozmaya devam ediyorlar. Bunlara ingilizce' de "attention whore" deniyormuş. Tam türkçesi ilgi orospusu, anlamı ilgi alaka manyağı.. Bu türün tek derdi, kendilerine ilgi alaka gösterilmesi, daha çok kişinin kendilerini takip etmesi, daha çok kişinin kendi yazdıklarına yorum yazması...

Farkında olmalarını beklemiyorum ama belki ben söylersem anlarlar;

Sevgili sosyal medya maymunu embesil dostum,
Temeli bilgi paylaşımı esasına dayanan FriendFeed benzeri sitelerde, ancak ve ancak başkalarına fayda sağlayan şeyleri paylaşmak esastır. İşin yazılı olmayan kuralı budur. Banane sen tostunu yediysen, memeni açtıysan, sevgilinden ayrıldıysan. Bir işe yara, yaramıyorsan da benim dünyamdan yokol yokol yokol.

27 Tem 2009

Modern Zamanlarda Soykırım!

Modern Zamanlarda Soykırım

“Köpekleri bulundukları yerden kaldırmak veya öldürmek bir toplumun kopek fazlası problemine çözüm olamaz: sorunun kaynağı hakkında hiçbir çözüm getirmez.” – Köpek Nüfusu Yönetimi, WHO Geneva 1990 (Sayfa 74).

Soykırım: Kasıtlı ve sistematik olarak bir ırkın, politik ya da sosyal grubun yokedilmesi.

Bugün modern zamanlardaki bir soykırımdan söz edeceğiz.

Bugün odağımız ülkemizde, Türkiye’de, ırkından bağımsız bir türün tamamı üzerinde yürütülmekte olan bir soykırım. Bu tür, köpek…

Her rejimin tercih ettiği bir metod oldu. Nazi Almanya’sı “Son Çözüm”ü gaz odalarında, açlıkta ölümde ve infazda buldu. Rwanda’da ise Hutu’ların seçtiği ölüm silahı uzun bıçaklarıydı. Toplu katliam ve tecavüz Balkanlar da tercih edilmişti.

Bugün, 2009’da, Türkiye’nin dört bir yanında belediyeler bir başka yöntem deniyorlar, Osmanlı’nın Hayırsız Ada’da denediğine benzer bir yöntem bu. Ülkemizde pek çok belediye sahipsiz sokak hayvanlarını metropolleri çevreleyen ormanlık alanlara atıyor. Bu alanlarda içecek bir yudum su, yiyecek bir lokma ekmek bulmak imkansız.

Bu sistematik yokediş politikasının sonuçları ekteki fotoğraflarda görülebilir. Türkiye’nin her yerinde kentlerden toplanmış, kimi zaman kısırlaştırılmış ve ardından gecenin karanlığında ıssızlığın ortasında kaderine terkedilmiş köpeklerle ağzına kadar dolu. Yüzlerce, binlerce hayvan arabasıyla gelip geçenlerin şaşkın bakışları altında açlık ve susuzluktan ölüyor.

Bu fotoğraflarda gördüğünüz belediyelerin büyük çaplı ve genel bir biçimde bu ülkenin yasalarına karşı çıktığını göstermektedir. 5199 sayılı Hayvan Hakları Yasası açıkça kısırlaştırılan hayvanların alındıkları bölgeye geri bırakılmasını emrediyor. Son derece ironik ve trajik olan o ki bizzat yasaları uygulamakla görevli olanlar yasayı bu derece utanmaz bir umursamazlıkla yok sayabiliyorlar.

Bu utanç verici durum mutlaka sona ermeli ancak kendi başına son bulmasını da bekleyemeyiz. Politik güçlerin bir anda, yasal olmayan davranışlarıyla yarattıkları ekolojik katliamın farkına varıp vicdanlarını dinlemeye başlamalarını beklemek büyük saflık olur. Eko-sistemler büyük zarar görmekte, ormanlar bu keskin yoksunluğa katlanamayan hayvanların çürümekte olan bedenleriyle dolu. Bu hayvanların acısını dindirmek için savaşan pek çok insanın hayatı da bu nedenle kökünden değişmiş durumda.


Ulusal medyanın ve kamuoyunun bu konu hakkında aktif bir duruş sergilemesinin; ülkemize utanç veren ve itibarını zedeleyen devasa bir yokedimle karşı karşıya olduğumuzu anlamasının zamanı geldi. Verdiği görüntü ve algılanış biçimine dair kaygıları olan Türkiye gibi bir ülkenin konunun çözümüyle yakından içtenlikle ilgilenmesi ve soruna mantık ev insanlık ışığında yaklaşması gerekiyor.

Bu gerçekleşinceye kadar modern zamanların soykırımı devam edecek… gözlerimizin önünde hem de.

Blindness - 2008

Blindness 2008

Yönetmen
Fernando Meirelles

Senarist
José Saramago (novel)
Don McKellar (screenplay)

IMDB Puanı : 6.7/10




Bulaşıcı bir körlük hastalığının hızla yayılışını konu alan film tansiyonu hiç düşmeden sizi ekrana resmen yapıştırıyor. Film bittikten sonra, görmenin ne kadar büyük bir nimet olduğunu anlıyorsunuz. Ben çok beğendim. Son zamanlarda izlediğim en iyi filmlerden biriydi. Özellikle salgına yakalanan insanların eski bir akıl hastanesi binasına kapatıldıktan sonraki yaşadıkları olayların olduğu bölümler çok sürükleyici ve etkileyici. Mutlaka izlenmeli.

26 Tem 2009

Adam Resurrected 2008

Adam Ressurected 2008

Yönetmen : Paul Schrader

Senarist : Yoram Kaniuk (novel)
Noah Stollman (screenplay)









Nazi kamplarındaki esaret hayatı sırasında 1 yıl boyunca köpek rolü oynama zorunda bırakılan Adam' ın çok çok enteresan hikayesi. Jeff Goldblum inanılmaz bir performans sergilemiş. Kendisinin bu kadar yetenekli bir oyuncu olduğunu bilmiyordum. İzlenmleli...

25 Tem 2009

Domainim de uçtuktan sonra...

Aslına bakarsanız benim takyildiz.com domaini altında bir blog sayfası açmıştım. Krizdi vs derken, sahibi olduğum birsürü domainle birlikte onun da süresini geçirmişim farkında değilim. Birileri register etmiş sanırım. Neyse artık buradaki blog sayfamdan yazmayı sürdürüyorum. Beni Google Connect te ekleyin, friendfeed imde ekleyin yalnız bırakmayın korkuyorum.