Reklam

17 Kas 2009

Askere gidiyorum 2 - Nüfus cüzdanımı yeniledim


Yaşım 33. Askere gitmek için hayli geciktim farkındayım. Ama artık gidiyorum, "vatani görevimi yerine getirerek derin bir oh çekmek istiyorum" diyerek işlemlere başladım. Askerlik şubesine gittiğim ilk gün , nüfus cüzdanımın eski olduğunu ve bununla işlem yapamayacağımı öğrendim. Nüfus cüzdanımı üzerinde T.C. Kimlik No. yazanıyla değiştirmek için önce en fiyakalısından bir vesikalık fotoğraf çektirdim. Daha sonra, muhtarlığa giderek, nüfus cüzdanı talep belgesini aldım ve soluğu Kadiköy Nüfus Müdürülüğü' nde aldım. Beklediğimden çok daha kısa bir işlem oldu. Yaklaşık 15 dakika sonra, gıcır nüfus cüzdanım elimdeydi. 4,5 TL de ödediğimi belirtmeliyim. Bu parayı ödemeyecek olsaydım devlet baba bana yine de nüfus cüzdanımı verecek miydi bilemiyorum. Artık son model bir vatandaşım. Tüm devlet dairelerinde işlemlerimi yapabilirim, çok memnunum.

33 adımda hayatınızı renklendirin!

Birden her şey çok kötü gitmeye başlar ve artık hayatınızı güzelleştirmek için çözüm bulmakta zorlandığınızı hissedersiniz. Ama endişelenmeyin. İngiliz Observer gazetesinin uzmanlara hazırlattığı reçete, sevgilinizle ilişkinizden iş hayatınıza kadar pek çok konuda renkli ve uygulanabilir çözümler sunuyor...












İlişkiler
1. Düzenli ve tutkulu bir ilişki yürütmenin en iyi yolu dönem dönem hiçbir şey yapmamaktır. Kimse birbirine acı vermeden, biraz ilişkiden uzaklaşın.
2. Uzmanların "paradoksal problem çözümü" adını verdiği yöntemi uygulayın. Örneğin, cinsel sorunlarınızı gidip bir danışmanla görüşmek yerine önce yatağınızın yerini değiştirin.
3. Evli çiftler konusunda uzman John Gottman'a kulak verin. Araştırmasına katılan çiftlerden hangilerinin üç yıl içinde boşanacağını yüzde 94'lük doğruluk payıyla bilen Gottman'a göre, kadınlar kocalarının söylediği sözlere 15 dakikalık periyotlar içinde dört ya da beş kez sinirleniyorsa, bu çiftin en geç dört yıl içinde boşanacağı anlamına geliyor.
4. Yine Gottman'a göre, eğer sevgilinizle tartışarak geçirdiğiniz vakit, onunla sorunsuz, mutlu geçirdiğiniz vaktin sadece yedide biri kadar ise, ilişkiniz iyi gidiyor demektir. Eğer sorunlarınızın yüzde altmışı "çözülemez" türdense meraklanmayın, normalsiniz.

Kültür
5. Televizyonunuzu atın! Saçma gelebilir ama eğer ömrünüzün bir yılını televizyondan uzak geçirirseniz, kendinizi çok daha iyi hissedeceksiniz. Böylece sinemaya, tiyatroya gitmek için de bol vakit bulabilirsiniz.
6. Hayatta olup bitenleri takip etmek için dünyanın dört bir yanında çıkan gazeteleri, dergileri İnternetten okuyun.
7. En az beş tane caz albümü alın. İste size küçük öneriler: Miler Davis'in "Kine of Blum," John Coltrane'in "A Lome Suareme" ya da Duke Ellington'in bir albümü.
8. Bestseller'lardan nefret etseniz de, en kısa zamanda Tolkien ile tanışın. "Yüzüklerin Efendisi" filmi geldiğinde, en azından bu konuda söyleyecek sözünüz olur.

İş
9. Kariyer seçiminizi yaparken "kapasite"niz kadar sizin için "uygun" olup olmadığını göz önünde bulundurun. En önemli on kişisel özelliğinizin listesini yapın ve sizin için neyin önemli olduğuna karar verin.
10. Zeki bir çalışkan olun. Önemli olan nasıl "çok çalıştığınız" değil, nasıl "çalıştığınız"dır. Temel ipucu: Her ne kadar güç patronunuzda olsa da, ofisteki diğer çalışanları da etkilemeye çalısın.
11. Değişikliklerden korkmayın. İş yaşamındaki değişiklikler bir dönem her şeyin yerli yerine oturması için kendinize vakit tanımanız anlamına gelir.
12. "Esnek" olun. Günümüz iş dünyası çok yönlü hizmet verebilen, birçok konuda uzmanlaşmış elemana ihtiyaç duyuyor.

Oyun
13. Arada bir de olsa spontane davranın. Eğer bir ünlüye çok uzun zamandır hayransanız, hemen ona bir e-mail gönderin. Hoşlandığınız kişiyi ilk gördüğünüz anda ona duygularınızdan bahsedin. İçinizden
mırıldandığınız şarkıyı yüksek sesle söylemeye başlayın.
14. Güzel bir şey yapın. Zahmetli ama lezzetli bir yemek, sevdiğiniz biri için bir kartpostal, kişisel İnternet sitesi... Bunlar kendinizi iyi hissettirecektir.
15. Tutkularınızı paylaşabileceğiniz insanlar bulun. Beraber saatlerce bilgisayar oyunu oynayacağınız, spor yapacağınız, satranç oynayacağınız birileri hayatınızı renklendirecektir.

Sağlık
16. Gülün. Gülmek sadece stresinizi yenmenizi sağlamakla kalmaz, kalbinizi de korur. Amerikalı ilim adamları çok gülen insanların kalp hastalıklarına karşı daha dayanıklı olduğunu söylüyor.
17. Sigarayı bırakın. Herhangi bir sağlık sorunundan muzdaripseniz, öncelikle yapmanız gereken yine sigarayı bırakmaktır. Kararlı olun.
18. Yanınızda her zaman aspirin bulundurun. Sadece baş ağrısını geçirmez, zamanı gelince hayatınızı da kurtarır. İngiliz Kalp Vakfı’nın Araştırmasına göre, kalp krizi geçiren birine verilen aspirin ölüm riskini büyük ölçüde azaltıyor.
19 Korunun. Cinsel ilişki yoluyla bulaşan hastalıklar gün geçtikçe artıyor.

Mutluluk
20. Yeni yılda olumlu düşünme gücünüzü devreye sokun. Her gün, sizi neyin rahatsız ettiğini düşünün ve o konuda çözüm üretmeye çalısın.
21. Üstünüzdeki giysiye şöyle bir bakın: Çevrenize nasıl bir mesaj veriyorsunuz? Giysilerinizde ne kadar açık renkler tercih ederseniz başkalarının enerjisini de o kadar itersiniz. Bu yüzden doktorlar beyaz giyer. Koyu renkleri tercih ederseniz, daha fazla enerji çekersiniz üstünüze ve otoriter bir havanız olur; bu yüzden polis üniformaları koyu renktir. Toplum içindeki konumunuza uygun renkte elbiseler giyin; aralara ruhunuzu ortaya çıkaracak renkler katmaktan çekinmeyin.
22. Kalp egzersizi yapın: İnsanları sevin!
23. Bütün konsantrasyonunuzu beyninizin merkezine, yani gözlerinizin tam ortasına yoğunlaştırın: Ruhun gerçek yuvasına. Bu egzersiz yoga felsefesine göre ruhsal ölümsüzlük anlamına gelen, "üçüncü öz"ünümü açacak.

Beslenme
24. Kalori hesaplarını bir kenara bırakın. Eğer kilonuzun fazla olduğuna inanıyorsanız, aşırıya kaçtığınız noktalarda kendinizi tutmaya çalısın.
25. Bir meyve sıkma makinesi alın ve uzmanlara kulak vererek haftada üç kez "kullanın!"
26. Saat başı bir bardak su için. Bu sık sık tuvalete gitme ihtiyacına yol açacak olsa da, yarım litre su enerjinize yüzde 20 enerji katar.
27. Bu seneyi "iyi uyuma yılı" seçin: Gün ortasından sonra kafeinli içeceklerden uzak durun, alkol almayın, bedeniniz iflas etmeden yatağa girin.

Zayıflama
28. Spor yaparken bulunduğunuz ortamın aromalı olmasına özen gösterin. Şaka değil; New York'ta yapılan bir araştırmaya göre, spor yaptığınız ortam nane kokuyorsa enerjiniz artıyor ve daha az zorlanıyorsunuz.
29 "48 saat kuralı"nı aklınızdan çıkarmayın. Her gün spor yapmak çok da doğru değil bazı uzmanlara göre. Ama eğer her spor seansı arasında 48 saatten fazla vakit bırakırsanız da zorlanma ihtimaliniz var.
30. Egzersiz yapmak istiyorsanız, açık havayı tercih edin diyor uzmanlar. Amerikan Egzersiz Merkezi (ACE) bu yılın en büyük spor trendinin açık havada verilecek egzersiz dersleri olacağını açıkladı.

Para
31. Ailenizi "finans gurksu" olarak görmeyin. Son araştırmalar, insanların yüzde 40'ının parayla ilgili sorunu olduğunda ailelerine danıştığını ortaya çıkardı. Ama uzmanlar bu yaklaşımın yanlış olduğu görüsünde; tabii eğer 20 yıl öncesinin önerilerini dinleme arzusunda değilseniz.
32. Eğer para konusunda eşinizle ortak hareket ediyorsanız, görüşmelere mutlaka birlikte gidin. Çünkü kadınlar can alıcı sorular sorma konusunda erkeklerden daha yetenekli.
33. İyi para kazanmak istiyorsanız, kariyerinizi seçerken özen gösterin. Warwick Üniversitesi'nin yaptığı bir araştırmaya göre hukuk ve politika eğitimi görenler ziraat fakültelerinden mezun olanlardan
yüzde 50 daha az kazanıyor.

Hiçbir şey için "BENİMDİR" deme! Sadece deki: "YANIMDADIR!" Çünkü ne "ALTIN" ne "TOPRAK" ne "YAŞAM" ne "ÖLÜM" ne "SEVGİLİ" ne de "KEDER" daima SENİN KALMAZ!!!

12 Eki 2009

Kalbini engelleme, www.engellerikaldir.com

Her şey “insan” olmakla başlar. Hepimiz aynı şekilde doğduk, aynı şekilde doyduk, çocuk olduk. Sonra büyüdük, olduk. Kadın ve erkek olduk. Yaşlı ve genç. Özgür ve tutuklu. Siyah ve beyaz. Farklı sıfatlar verildi her birimize: uzun, kısa, şişman, güzel, çirkin, “engelli” olduk. Eşit olamadık bir tek. Hani herkes eşitti hayatta?! Neden bazıları daha eşittir ki bu hayatta! Sen… Sokağa çıktığında kaç tane engelli ile karşılaşıyorsun? Karşılaştığında ne düşünüyorsun? Bir şey düşünüyor musun? Türkiye nüfusunun yüzde kaçı engelli biliyor musun? Sokakta bir engelli görmek için kaç engelin var farkında mısın? Peki onların nasıl yaşa(yama)dıklarının? Büyüdüğünde kim olursan ol, ne yaparsan yap eşit yaşamak için çalışan insanlar var burada! Her insanın birçok engeli ve bir kalbi var. Kalbini engelleme, engelleri kaldır!

Eğer sen de insan olmayı önemsiyor, “bir engel de ben olmayayım” diyorsan;

http://www.engellerikaldir.com ‘a girerek destekleyenlere kendi adını ekleyerek hassasiyetini gösterebilir, facebook grubuna tüm listeni davet edebilir, msn iletine web site adresini yazabilir, blog veya sahip olduğun mecralarda  konuya yer verebilir, konu hakkında fikir ve önerilerini e-posta gönderebilir, sponsor olabileceğini düşündüğün tanıdıklarına konuyu paylaşabilirsin.

Gün gelecek, herkes önce “insan” olacak…http://www.engellerikaldir.com

Engelleri Kaldır Hareketi
www.Engellerikaldir.com

14 Eyl 2009

Sürpriz öyle değil böyle yapılır! Bir evlilik teklifinin anatomisi..

Sürpriz doğumgünü partisi herkesin hoşuna gidecek hoş bir olay. Ben 11 Eylül doğumluyum. Yaklaşık 1 yıldır birlikte olduğum ve evlenme planları yaptığım kız arkadaşım benden habersiz bir parti ayarlamıştı 12 Eylül akşamı için. İşbirlikçi arkadaşlarım sayesinde haberim olan bu partiyi, bu aralar yapmayı planladığım evlilik teklifine nasıl dönüştürdüğümü kısaca aktarayım. :)

Yer Kadiköy' deki Viktor Levi Şarap Evi. Tarih 12.09.2009 yani doğumgünümün ertesi günü. Canım sevgilim, tüm iyi niyetiyle benden habersiz doğumgünü partisi hazırladığını zannededursun, 3 gün öncesinden hain planlarımı yapmaya başlamıştım bile :) . Benim için planlanan sürpriz doğumgünü partisini evlilik teklifiyle sonlandıracaktım. Sürprize sürprizle karşılık verecektim. Parti akşamı mekandan içeri girecek, arkadaşlarımı gördükten sonra çok şaşırmış gibi gözükecektim. Tüm planın düzgün işlemesi için en önemli detay burada gizliydi. Gecenin hemen başında, sevgilimi, sürpriz partinin benim için gerçekten sürpriz olduğuna inandıracak kadar başarılı rol yapmam gerekiyordu. Sevgilimin iş arkadaşlarıyla yemek yiyecektik aslında, yani onun hazırladığı sürpriz bunun üzerine kuruluydu.


Öncelikle evlilik teklifinin olmazsa olmazı tek taş pırlanta yüzüğü hazırlatmam gerekiyordu. Bütçemi oluşturduktan sonra, işin uzmanı olan bir arkadaşımdan yardım rica ettim. Kendisi 20 küsür senelik kapalı çarşı esnafıydı ve bu işin altından en başarılı şekilde ancak onun yardımıyla kalkabilirdim. Burada en önemli detay bütçeyi belirlemek. Tek taş almadan önce, şu kadarlık birşey alabilirim diye kendinize bir üst limit koymalısınız aksi takdirde o işin sonu yok. 9 Eylül' de siparişi verdim ve sürpriz parti günü sabahı yüzük elimdeydi. Daha sonra bilenlerin yorumlarına göre çok başarılı bir taşlı yüzük almıştım. Taş işi de ayrı bir uzmanlık konusu.


Geriye kalan, partide gelecek olan pastayı bir evlenme teklifine dönüştürmekti. Sevgilim benimle beraber mekana gideceği için, pasta işini başka bir arkadaşıma havale etmişti. Ben de bu işi kendisinden devraldım ve hain planlarımı uygulamayı sürdürdüm. Yaklaşık 25 senedir müşterisi olduğum Bostancı' daki Manolya Pastanesi' nden 2 katlı bir pasta yaptırdım. Üzerinde "Benimle evlenir misin?" yazan bu pastanın üzerine, tek taş yüzüğümüzü özenle yerleştirdik. Manolya Pastanesi ekibi bu iş için seferber oldular ve gerçekten güzel bir iş çıkardılar. Bundan sonraki tüm pasta ve çikolataları da oradan alacağım sözünü vererek ayrıldım. Pastayı ben de götüremeyeceğim için, gelecek başka bir arkadaşa bıraktım. Üzerindeki yüzüğü de bir şekilde emniyete aldıktan sonra planlar işlemeye başladı.

Saat 20:00 civarı Kadiköy' deydik. Sözde sürpriz partiyle ilgili sorular soruyordum kız arkadaşıma. "Kimler geliyor, benden bahsettin mi , gömleğim düzgün mü, saçlarım olmuş mu, yakışıklı görünmek lazım senin müdürlerine vs.." gibi, şüphe yaratmayacak cümleleri ardı adına sıralıyordum. Görünüşe göre başarılıydım. Mekanın kapısından içeri girdik, bir anda arkadaşlarımı görünce çok şaşırmış gibi yaptım. Çok abartılı bir tepki de veremezdim, bunun dozajını ayarlamak beni hayli zorladı. Ama bu aşamayı da başarıyla atlattım :) . O sırada, üzerinde yüzük olan pasta Viktor Levi'nin buzdolabına çoktan girmişti bile.

Yemekleri sipariş verdik, kadehlerimizi tokuşturduk, ve sıra yavaş yavaş pasta ve teklif aşamasına gelmeye başladı. Pasta kesilmeden önce şef bizi bahçede daha güzel bir masaya nakletti. Ve işte o an geldi. Pasta mumlarla birlikte yavaş yavaş masaya yaklaşırken beni de yoğun bir heyecan sardı. Pasta sevgilimin önüne koyulacak, ben de yüzüğü pastadan alıp, diz çökerek teklifimi yapacaktım. Planlandığı gibi pasta geldi, kız arkadaşımın önüne koyuldu. Önce kendisi anlamadı hatta " aa yanlış pasta geldi galiba dedi ":)) . Oraları heyecandan tam hatırlamıyorum ama bir şekilde yüzüğü pastanın üstünden aldım, diz çöktüm ve " benimle evlenir misin?" diye sordum. Cevap beklenildiği üzere evet oldu. Kız arkadaşımın olayı idrak etmesi biraz zaman aldı. Pasta geldikten yarım saat sonra bile bana dönüp, " nasıl yaniii yaa?" diyordu. Sürekli bana sarılıyordu. Çok heyecanlandık, çok eğlendik. Gerçekten çok keyifli ve romantik bir andı.




Sonuç olarak, aylardır üzerinde düşündüğüm evliilk teklifi safhasını başarıyla atlatmış oldum. Teklif yapmayı düşünenlere tavsiyem, bu işin kesinlikle beklenmedik bir anda yapılması gerektiği olacak. Nerede, nasıl olduğu belki çok önemli değil ama kesinlikle beklenmedik ve şaşırtıcı bir şekilde olmalı. Darısı herkesin başına, çok hoş bir mutluluk gerçekten :)) . Tüm işbirlikçi arkadaşlarıma teşekkürü bir borç bilirim.

9 Eyl 2009

9 Eylül 1922, İzmir' in Kurtuluşu...

Birinci Dünya Savaşı sonunda, İtilâf Devletleri, Osmanlı Devleti ile 30 Ekim 1918'de Mondros Ateşkes Antlaşması'nı imzaladılar ve bu anlaşmaya dayanarak Anadolu'yu işgale başladılar. Türk milleti işgal hareketleri karşısında vatanını kurtarmak için 1919 yılında yer yer direniş hareketlerini başlattı. Bu hareketler, 19 Mayıs 1919 tarihinde Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a ayak basmasıyla kısa sürede merkezi bir nitelik kazandı.
Bu süreçte arka arkaya kazanılan Birinci İnönü, İkinci İnönü, Aslıhanlar-Dumlupınar ve Sakarya Meydan Muharebeleri ile yurdun kurtarılması yolunda önemli adımlar atıldı. 26 Ağustos 1922 sabahı dikkat ve titizlikle hazırlanan taarruz planı uygulamaya konuldu. 26-30 Ağustos 1922’de yapılan Büyük Taarruz, Türk İstiklâl Harbi’nin son safhasıdır. 30 Ağustos “Başkomutan Meydan Muharebesi” nde bir gün içinde Yunan ordusunun en önemli bölümü etkisiz hale getirildi. Böylece kesin sonuç beş gün içinde elde edilmiş ve hazırlanan plan tam bir başarıyla uygulanmış oldu.
Büyük Taarruz Panoraması
31 Ağustos günü Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, Genelkurmay Başkanı Fevzi (ÇAKMAK), Batı Cephesi Komutanı İsmet (İNÖNÜ) ordu komutanları Yakup Şevki (SUBAŞI) ve Nurettin Paşa’ları karargahını kurduğu Çalköy’ünde toplayarak, kaçabilen Yunan kuvvetlerinin hızla takip edilmesini ve İzmir ile dolaylarındaki kuvvetleriyle birleşmemesi için üç koldan Ege’ye doğru ilerlenmesini doğru bulduğunu belirtti.
Başkomutan Mustafa Kemal Paşa "Sakarya" İsimli Atıyla
1 Eylül’de Başkomutan Mustafa Kemal Paşa ordulara bir bildiri yayımlayarak şu tarihi emrini verdi: “Bütün arkadaşlarımın Anadolu'da daha başka meydan muharebeleri verileceğini göz önüne alarak ilerlemesini ve herkesin akıl gücünü, yiğitlik ve yurtseverlik kaynaklarını yarışırcasına esirgemeden vermeye devam eylemesini isterim. Ordular ilk hedefiniz Akdeniz'dir. İleri!”. Böylece düşmanın akıbeti de belirlenmiş oldu. Çalköy’de verilen bu tarihi emir üzerine İzmir’de “Akdeniz”i, Mudanya’da “Marmara” yı görmek için 8-9 günlük bir zaman kâfi gelecekti.
31 Ağustos’ta başlayan amansız takip sonunda Türk kuvvetleri 2 Eylül’de yıkıntılar haline gelmiş Uşak’a girdi. Burada Yunan Ordusu Başkomutanı General Trikopis tutsak edildi.
Takip Harekâtı insan üstü bir hızla ilerledi. Türk askeri dinlenmek ve uyumak istemiyordu. Çünkü kurtardığı her kasabanın, köyün, şehrin Yunanlılar tarafından yakıldığını, bölgedeki Türklerin de acımasızca katledildiğini görmekteydi.
9 Eylül günü 1 nci Kolordu Kemalpaşa’ya, 2 nci Kolordu Manisa’ya, 4 ncü Kolordu Turgutlu’ya ulaştı. Kuzeyde Kazancıbayırı’nda Yunan mevzilerine taarruz eden 3 ncü Kolordumuz düşmanı atarak Bursa’ya ilerledi. Türk süvarileri üç yılı aşkın süredir yas çeken İzmir halkının sevinç göz yaşları arasında İzmir’e girdi.
Türk Süvari Birliklerinin İzmir’e Girişi
Süvarilerimiz, İzmir’e girerken birkaç yerde hafif ateşle karşılaşmaktan başka bir olay olmadı, Kordonboyu’ndan geçerken bir İngiliz müfrezesi tarafından selamlandı. Türk bayrağı Hükümet Konağına ve Kadifekale’ye çekildi.
9 Eylül 1922 Günü İzmir Vilayet Konağı Balkonundaki Direğe Türk Bayrağı’nın Çekilişi
Birinci Süvari Tümeni Komutanı Mürsel Paşa bir Fransız harp gemisi telsizi vasıtasıyla, İzmir’e girildiğini Ankara’ya bildirdi. İzmir’de Türk halkının sevinci o denli büyüktü ki askerlerimiz çiçek yağmuru altında kaldı.
Başkomutan İzmir’in alınışı dolayısıyla ordulara şu tarihi mesajını yayınladı:
“İlk verdiğim Akdeniz hedefine varmakta orduların gösterdiği gayret ve fedakarlığı hürmet ve takdirle anarım. Elde edilen büyük muzafferiyetin yapıcısı olan kıymetli arkadaşlarıma en içten teşekkür ve tebriklerimi bildiririm. Orduların bundan sonra verilecek hedeflerin alınmasında da aynı fedakârlık yarışmasını göstereceklerine inancım tamdır”.
9 Eylül günü 3 ncü Kolordumuz Bursa’yı savunan Yunan birliklerini geri atarak şehri kurtardı. Türk Ordusu’nun İzmir ve Bursa’yı alması üzerine Mustafa Kemal Paşa, millete bir beyanname yayınladı. Torbalı ve Menderes Vadisi’nden çekilen Yunan birlikleri, Seydiköy civarında kısa bir çarpışmadan sonra süvarilerimiz tarafından esir alındı. 9 Eylül günü; Menemen yakılmadan kurtarıldı, Seydiköy Türk kuvvetlerinin eline geçti. Akıl almaz bir hızla ilerleyen piyade birlikleri de bir gün sonra Başkomutan ile birlikte İzmir’e gelmişti.
Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, yanında
Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak ve Yaveri Salih Bozok ile birlikte
İzmir’e geliyor. (10 Eylül 1922)
18 Eylül 1922 tarihine kadar yapılan Takip Harekâtı ile bütün Batı Anadolu’daki Yunan askerleri sınırlarımız dışına çıkarıldı.
15 Mayıs 1919’da İzmir’e çıkıp, Anadolu’nun hemen yarısını istila ederek, burada Yunan Asya İmparatorluğu’nu kurmak rüyasıyla üç seneyi aşkın bir süre içinde anayurdumuza saldıran düşman orduları, nihayet 18 Eylül 1922 gününde tek bir er kalmamak suretiyle vatanımızın bu bölgesinden tamamen temizlenmiş oldu.
Mağlup Yunan kuvvetlerinden İzmir’e dönebilen 12.000 kişilik grup,
savaş gemilerine bindirilerek Yunanistan’a gönderilmiştir.
Takip harekâtının başarı ile sonuçlanması yalnız Batı Anadolu’yu Yunanlılardan temizlemekten ibaret değildir. Türk ordusunun yaptığı bu harekât ile, İzmit bölgesinden İstanbul Boğazı’na, Balıkesir bölgesinden Çanakkale Boğazı’na kadar hayati önem taşıyan diğer stratejik hedefler de büyük bir ustalıkla İtilaf Devletleri’nin işgalinden, olaysız olarak ve barış yoluyla kurtarıldı.
9 Eylül 1922 tarihinde İzmir’in kurtuluşu sırasında şehit düşenlerin anısına
İzmir-Konak’ta yaptırılan İstiklâl Şehitliği
Takip Harekâtı; Türk ordusunun kahramanlığı yanında askeri ve siyasi alanda gösterdiği yüksek sevk ve idare ile birlikte kudret ve kabiliyetini de ispat eden büyük bir eserdir.
Türk Ordusunun kazandığı bu zafer, Mudanya Ateşkes Antlaşması’na giden süreci başlattı. Türkiye, Mudanya Ateşkes Antlaşması’ndan sonra 24 Temmuz 1923’te Lozan Barış Antlaşması’nı imzaladı. Böylece Türk milleti, varlığını bütün dünyaya kabul ettirmiş, Türk devleti de tam bağımsızlığını kazanmış oldu.

7 Eyl 2009

Vejetaryen olmak için bazı iyi sebepler!


1. Vejetaryenler daha sağlıklı ve daha uzun ömürlüdürler.
2. Vejetaryenler daha duyarlı ve yaratıcıdır. Duygusal zekaları daha gelişmiştir.
3. Vejetaryenlerin zihinleri daha iyi çalışır.
4. Vejetaryenler daha şuurlu ve ruhsal gelişmeye açıktır.
5. Vejetaryenler daha az kilolu, çekici ve cinsel açıdan faaldir.
6. Biyolojik açıdan insan bedeni etoburluğa uygun değildir.
7. Et zor hazmedilir, ağrılık yapar, sindirim sistemi yavaşlatır, bağırsaklarda çürür ve kabız yapar.
8. Etteki toksinler insanı zehirler.
9. Etteki hormonlar insan bedenine işler.
10. Et mikrop, virüs ve kir yuvasıdır. Meyve ve sebzeler temizdir, çiğ de yenilebilir.
11. Et kanserojendir. Meyve, sebze ve otlar şifalıdır.
12. Et çabuk bozulur, pis kokar ve görüntüsü kötüdür. Meyve ve sebzeler güzel kokar ve görüntüleri hoştur.
13. Ette önemli bir gıda yoktur, sebze ve meyveler ise en önemli vitamin ve mineralleri barındırlar, yeterli miktarda protein de içerir. Fazla protein zararlıdır ve yağa dönüşür. Vejetaryenler dahi bir çok kez aşırı protein alabiliyorlar.
14. Et tatlandırmak için bekletilir, pişirilir ve sos ve baharat eklenir. Meyve, sebze ve otların bin bir tadı ve lezzeti vardır.
15. Et yeme hayvanların vahşi bir şekilde katledilmesi gerektirir. Meyve ve sebzeler doğa tarafından yenilmek için sunulmuştur. Bir meyve kopardığın zaman ağacı veya bitkisi ölmez. Yenilmek için yaratılmıştır.
16. Et pahalı bir gıdadır.
17. Hayvancılık geniş meraların hayvanlara tahsis edilmesini gerektirir. Bu alanlar tarıma tahsis edilse daha çok insanı doyurabilecek besin üretilir.
18. Hayvancılık çevre kirliliğe yol açar.
Tarih boyunca en ünlü düşünürler, filozoflar, bilim adamları ve sanatçılar vejetaryendi.
19. Dünya nüfusunun önemli bir bölümü vejetaryendir.

4 Eyl 2009

PETA'dan Kadir Topbaş'a Protesto Eylemi

İki milyonu aşan destekcisiyle dünyanın en büyük hayvan koruma örgütü olan PETA, Türkiye'de hayvanlara yönelik şiddeti Almanya'nın Stutgart kentinde yaptığı bir gösteri ile protesto etti. PETA sözcüsü Magdalena Sherk, geçen hafta kedilerin Fatih Camii'nden toplanarak bilinmeyen bir yere atılmasına da değinerek, Istanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'a bu insanlık dışı uygulamalara bir son verilmesi için harekete geçmesi çağrısında bulundu. PETA'nin basın bildirisi için aşağıdaki linke tıklayınız.

http://ehdkd.blogspot.com/2009/09/petadan-kadir-topbasa-protesto-eylemi.html

6 Ağu 2009

Sen sosyal medya maymunu!

Sosyal medya sosyal medya! Ne çok duyar olduk son zamanlarda. Pazarlama faaliyetlerinde de önemli bir rol alan bu sosyal medya dedikleri şey, başkaları için faydalı olacağını düşündüğünüz şeyleri, bazı web tabanlı araçlar sayesinde arkadaşlarınızla/takipçilerinizle paylaşmak/haberdar etmek temeline oturan bir haberleşme ağı diye tanımlanabilir. Birçok kazanım elde edebileceğiniz bu sosyal medyanın en popüler araçları arasında FriendFeed, Twitter,Facebook,Flickr sayılabilir. Farklı konseptlerde paylaşımların yaşandığı (iş ilişkileri,fotoğraf,müzik vb. ) sosyal ağlar olduğu kadar, suistimale açık , sınırsız paylaşım sunan araçlar da var. Ben bu yazımda üyesi olduğum FriendFeed' i bok çukuruna çeviren embesillerden bahsetmek istiyorum.

FriendFeed' in hakkında bölümünde şunlar yazıyor;

FriendFeed, arkadaşlarla çevrimiçi paylaşımı kolaylaştıran bir hizmettir. Arkadaşlar arasında bilgi edinmek ve görüş alışverişinde bulunmak için eğlenceli ve interaktif bir yol sunar.
FriendFeed'e kaydol, birkaç arkadaşını davet et ve fotoğraflardan ilginç bağlantılara, videolardan sadece sana gönderilmiş iletilere — arkadaşlarının paylaştıkları içeriğin oluşturduğu sana özel bir Feed'e anında sahip ol. Arkadaşların da senin paylaştığın güzelliklerle dolu kendi özel Feed'lerine sahip olsunlar.
Aslına bakarsanız, kullanmayı becerebilen insanlar için son derece faydalı bir araç FriendFeed. Ancak insan olmanın, sadece kendi karnını ve egosunu şişirmek sanan bir dolu akılsız ve saygısızın istilasına uğramış durumda bu güzelim site. FriendFeed, tanımında yazan "arkadaşların da senin paylaştığın güzelliklerle dolu kendi özel Feed'lerine sahip olsunlar." cümlesini anlayamayan, vur dendiğinde öldüren, yağı bol bulunca götüne başına süren cinsten insan bozmaları yüzünden bolca bilgi kirliliğinin yaşandığı bir yer haline geldi . "Tostumu yedim bekliyorum, kıçım ağrıyo masaj yapsanıza, saçım yeşil nasıl olmuş, şuraya tıkla ben şunu kazanayım, karnım aç beni doyurun" gibi, paylaşım adına hiçbir amaca hizmet etmeyen post larla beynimizi düdükleyen bu insanlara nefret kusmak ve onları lanetlemek istiyorum. Ne de çok varlar inanamazsınız, bloklaya bloklaya bir hal oldum. Her taşın altında bir şekilde çıkıyorlar ve sinirimi bozmaya devam ediyorlar. Bunlara ingilizce' de "attention whore" deniyormuş. Tam türkçesi ilgi orospusu, anlamı ilgi alaka manyağı.. Bu türün tek derdi, kendilerine ilgi alaka gösterilmesi, daha çok kişinin kendilerini takip etmesi, daha çok kişinin kendi yazdıklarına yorum yazması...

Farkında olmalarını beklemiyorum ama belki ben söylersem anlarlar;

Sevgili sosyal medya maymunu embesil dostum,
Temeli bilgi paylaşımı esasına dayanan FriendFeed benzeri sitelerde, ancak ve ancak başkalarına fayda sağlayan şeyleri paylaşmak esastır. İşin yazılı olmayan kuralı budur. Banane sen tostunu yediysen, memeni açtıysan, sevgilinden ayrıldıysan. Bir işe yara, yaramıyorsan da benim dünyamdan yokol yokol yokol.

27 Tem 2009

Modern Zamanlarda Soykırım!

Modern Zamanlarda Soykırım

“Köpekleri bulundukları yerden kaldırmak veya öldürmek bir toplumun kopek fazlası problemine çözüm olamaz: sorunun kaynağı hakkında hiçbir çözüm getirmez.” – Köpek Nüfusu Yönetimi, WHO Geneva 1990 (Sayfa 74).

Soykırım: Kasıtlı ve sistematik olarak bir ırkın, politik ya da sosyal grubun yokedilmesi.

Bugün modern zamanlardaki bir soykırımdan söz edeceğiz.

Bugün odağımız ülkemizde, Türkiye’de, ırkından bağımsız bir türün tamamı üzerinde yürütülmekte olan bir soykırım. Bu tür, köpek…

Her rejimin tercih ettiği bir metod oldu. Nazi Almanya’sı “Son Çözüm”ü gaz odalarında, açlıkta ölümde ve infazda buldu. Rwanda’da ise Hutu’ların seçtiği ölüm silahı uzun bıçaklarıydı. Toplu katliam ve tecavüz Balkanlar da tercih edilmişti.

Bugün, 2009’da, Türkiye’nin dört bir yanında belediyeler bir başka yöntem deniyorlar, Osmanlı’nın Hayırsız Ada’da denediğine benzer bir yöntem bu. Ülkemizde pek çok belediye sahipsiz sokak hayvanlarını metropolleri çevreleyen ormanlık alanlara atıyor. Bu alanlarda içecek bir yudum su, yiyecek bir lokma ekmek bulmak imkansız.

Bu sistematik yokediş politikasının sonuçları ekteki fotoğraflarda görülebilir. Türkiye’nin her yerinde kentlerden toplanmış, kimi zaman kısırlaştırılmış ve ardından gecenin karanlığında ıssızlığın ortasında kaderine terkedilmiş köpeklerle ağzına kadar dolu. Yüzlerce, binlerce hayvan arabasıyla gelip geçenlerin şaşkın bakışları altında açlık ve susuzluktan ölüyor.

Bu fotoğraflarda gördüğünüz belediyelerin büyük çaplı ve genel bir biçimde bu ülkenin yasalarına karşı çıktığını göstermektedir. 5199 sayılı Hayvan Hakları Yasası açıkça kısırlaştırılan hayvanların alındıkları bölgeye geri bırakılmasını emrediyor. Son derece ironik ve trajik olan o ki bizzat yasaları uygulamakla görevli olanlar yasayı bu derece utanmaz bir umursamazlıkla yok sayabiliyorlar.

Bu utanç verici durum mutlaka sona ermeli ancak kendi başına son bulmasını da bekleyemeyiz. Politik güçlerin bir anda, yasal olmayan davranışlarıyla yarattıkları ekolojik katliamın farkına varıp vicdanlarını dinlemeye başlamalarını beklemek büyük saflık olur. Eko-sistemler büyük zarar görmekte, ormanlar bu keskin yoksunluğa katlanamayan hayvanların çürümekte olan bedenleriyle dolu. Bu hayvanların acısını dindirmek için savaşan pek çok insanın hayatı da bu nedenle kökünden değişmiş durumda.


Ulusal medyanın ve kamuoyunun bu konu hakkında aktif bir duruş sergilemesinin; ülkemize utanç veren ve itibarını zedeleyen devasa bir yokedimle karşı karşıya olduğumuzu anlamasının zamanı geldi. Verdiği görüntü ve algılanış biçimine dair kaygıları olan Türkiye gibi bir ülkenin konunun çözümüyle yakından içtenlikle ilgilenmesi ve soruna mantık ev insanlık ışığında yaklaşması gerekiyor.

Bu gerçekleşinceye kadar modern zamanların soykırımı devam edecek… gözlerimizin önünde hem de.

Blindness - 2008

Blindness 2008

Yönetmen
Fernando Meirelles

Senarist
José Saramago (novel)
Don McKellar (screenplay)

IMDB Puanı : 6.7/10




Bulaşıcı bir körlük hastalığının hızla yayılışını konu alan film tansiyonu hiç düşmeden sizi ekrana resmen yapıştırıyor. Film bittikten sonra, görmenin ne kadar büyük bir nimet olduğunu anlıyorsunuz. Ben çok beğendim. Son zamanlarda izlediğim en iyi filmlerden biriydi. Özellikle salgına yakalanan insanların eski bir akıl hastanesi binasına kapatıldıktan sonraki yaşadıkları olayların olduğu bölümler çok sürükleyici ve etkileyici. Mutlaka izlenmeli.

26 Tem 2009

Adam Resurrected 2008

Adam Ressurected 2008

Yönetmen : Paul Schrader

Senarist : Yoram Kaniuk (novel)
Noah Stollman (screenplay)









Nazi kamplarındaki esaret hayatı sırasında 1 yıl boyunca köpek rolü oynama zorunda bırakılan Adam' ın çok çok enteresan hikayesi. Jeff Goldblum inanılmaz bir performans sergilemiş. Kendisinin bu kadar yetenekli bir oyuncu olduğunu bilmiyordum. İzlenmleli...

25 Tem 2009

Domainim de uçtuktan sonra...

Aslına bakarsanız benim takyildiz.com domaini altında bir blog sayfası açmıştım. Krizdi vs derken, sahibi olduğum birsürü domainle birlikte onun da süresini geçirmişim farkında değilim. Birileri register etmiş sanırım. Neyse artık buradaki blog sayfamdan yazmayı sürdürüyorum. Beni Google Connect te ekleyin, friendfeed imde ekleyin yalnız bırakmayın korkuyorum.